İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, beraberindeki bakanlar ve binlerce İsrailli ile birlikte Kudüs'teki Ağlama Duvarı (Batı Duvarı) meydanına girdi. Etkinlik, Yahudi takvimine göre kutsal günlerde düzenlenen geleneksel ziyaretler kapsamında gerçekleşti. Netanyahu'ya hükümetten çok sayıda bakan eşlik etti. Görüntüler, İsrail devlet televizyonu ve uluslararası haber ajansları tarafından servis edildi. Ziyaret, Doğu Kudüs'ün statüsü ve Mescid-i Aksa çevresindeki hassas denge açısından yeni tartışmalara yol açtı.
Ziyaretin arka planı
Ağlama Duvarı, Yahudiler için en kutsal ibadet yeri kabul ediliyor. Ancak bulunduğu alan, 1967 Altı Gün Savaşı'ndan bu yana İsrail'in işgali altındaki Doğu Kudüs'te yer alıyor. Uluslararası hukuka göre Doğu Kudüs işgal altında ve statüsü müzakerelerle belirlenmeli. Netanyahu'nun ziyareti, özellikle koalisyon hükümetindeki aşırı sağcı ortakların katılımıyla sembolik bir mesaj taşıyor. Etkinlik sırasında alınan güvenlik önlemleri kapsamında bölgeye çok sayıda polis ve asker konuşlandırıldı. Filistin yönetimi, ziyareti provokasyon olarak nitelendirdi. Hamas da açıklama yaparak tansiyonu artıracak adımlar konusunda uyardı.
İsrail basını, ziyaretin büyük ölçüde iç siyasete yönelik olduğunu yazdı. Netanyahu, yargı reformu protestoları ve koalisyon içi gerilimlerle boğuşurken, dini ve milliyetçi tabana güçlü bir mesaj vermeyi amaçlıyor. Ağlama Duvarı'na yapılan bu tür ziyaretler, geçmişte de zaman zaman gerginliklere sahne oldu. Özellikle Ramazan ayı ve Yahudi bayramlarında bölgede tansiyonun yükselmesi alışıldık bir durum. Bu kez ziyaretin geniş katılımlı olması, İsrail'in egemenlik iddialarını pekiştirme çabası olarak yorumlandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Kudüs'ün statüsü, İsrail-Filistin çatışmasının en hassas başlıklarından biri. ABD'nin 2017'de Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması ve büyükelçiliğini taşıması, uluslararası dengeleri sarsmıştı. Bugün de benzer adımlar, bölgesel normalleşme süreçlerini olumsuz etkileyebilir. Suudi Arabistan ile yürütülen normalleşme görüşmeleri, Filistin meselesinde somut adım beklentisiyle ilerliyor. Netanyahu'nun Ağlama Duvarı'ndaki görüntüsü, bu süreçte İsrail'in taviz vermeyeceği mesajını içeriyor. Öte yandan Ürdün ve Mısır gibi bölge ülkeleri, statükoya yönelik her türlü değişikliğe karşı çıkıyor. Birleşmiş Milletler kararları, Doğu Kudüs'ü işgal altındaki toprak olarak tanımlıyor. Bu tür ziyaretler, uluslararası toplumda İsrail'e yönelik eleştirileri artırıyor. Avrupa Birliği, iki devletli çözümün tek geçerli yol olduğunu yineleyip duruyor. Ancak sahadaki gelişmeler, çözümden çok çatışmayı derinleştiriyor.
İsrail iç siyasetinde ise Netanyahu, hem yargı reformu hem de güvenlik sorunlarıyla uğraşıyor. Ağlama Duvarı ziyareti, bir yandan dini Siyonist partilerin desteğini konsolide ederken, diğer yandan seküler kesimle gerilimi artırabilir. Ülke genelinde devam eden protestolar, hükümetin meşruiyetini sorgulatıyor. Bu tür sembolik adımlar, kısa vadede tabanı memnun etse de uzun vadede İsrail'in uluslararası izolasyonunu derinleştirebilir. Filistin tarafında ise her ziyaret, yeni bir infial dalgasına yol açıyor. Son yıllarda Kudüs'te yaşanan olaylar, Gazze'ye yönelik operasyonlarla sonuçlandı. Bu nedenle Ağlama Duvarı çevresindeki her hareketlilik, bölgesel bir yangını tetikleyebilecek potansiyele sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kudüs'ün statüsünün korunmasına ve Doğu Kudüs'ün başkent olduğu bağımsız Filistin devletine büyük önem veriyor. Netanyahu'nun Ağlama Duvarı'na binlerce kişiyle girmesi, Ankara'nın tepkisini çekecek bir adım. Türkiye, İsrail ile ilişkileri normalleştirme sürecinde olsa da Kudüs'teki statüko değişikliklerine karşı çıkıyor. Bu tür provokasyonlar, Türkiye'nin bölgesel barış çabalarını zorlaştırabilir ve Gazze'deki insani durumu daha da kötüleştirebilir. Ayrıca Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanı olarak Kudüs davasında aktif diplomasi yürütüyor. Ziyaret, Türk kamuoyunda infial yaratabilir ve hükümetin İsrail'e yönelik eleştirilerini sertleştirmesine yol açabilir.