İran'ın nükleer müzakere heyeti, ABD ile gerçekleştirilmesi planlanan dolaylı görüşmeler öncesinde İsviçre'ye ulaştı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi liderliğindeki heyet, diplomatik kaynaklara göre bir dizi teknik ve siyasi toplantıya katılacak. Görüşmelerin, İran'ın nükleer programına ilişkin Batılı ülkelerle varılacak olası bir anlaşmanın taslağını oluşturması bekleniyor. Heyetin, Birleşmiş Milletler Nükleer Enerji Ajansı (IAEA) yetkilileriyle de bir araya gelmesi gündemde.
Gelişmenin arka planı
Taraflar arasındaki son diplomatik temaslar, 2024 yılı boyunca artan gerilimin ardından geliyor. İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini %60 saflık seviyesine çıkarırken, Batılı ülkeler Tahran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırmıştı. Geçtiğimiz aylarda Umman ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen ön görüşmeler, iki tarafın da masaya oturmaya istekli olduğunu göstermişti. İranlı yetkililer, özellikle ekonomik yaptırımların hafifletilmesi karşılığında nükleer faaliyetlerinde kısıtlama yapılabileceğinin sinyalini veriyor.
2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak bilinen nükleer anlaşma, ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak çekilmesiyle fiilen rafa kalkmıştı. İran, anlaşmanın yeniden canlandırılması için yürütülen Viyana müzakerelerinin de 2022'de kesintiye uğramasının ardından uranyum zenginleştirme kapasitesini önemli ölçüde artırmıştı. Şu anki görüşmeler, Katar ve Umman'ın ev sahipliğindeki önceki turların devamı niteliğinde.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu görüşmelerin sonuçları, yalnızca İran ve ABD arasındaki ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Orta Doğu'nun genel güvenlik dengelerini de etkileme potansiyeli taşıyor. İran'ın nükleer programına ilişkin herhangi bir anlaşma, İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkelerinin güvenlik algılamalarını doğrudan etkileyecektir. İsrail'in, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engellemek için askeri seçenekleri masada tuttuğu biliniyor. Ayrıca, Körfez ülkeleri, İran'la olası bir anlaşmanın kendi çıkarlarına uygun şekilde şekillendirilmesi için diplomatik girişimlerini sürdürüyor.
Küresel ölçekte ise, İran'ın nükleer dosyası, uluslararası toplumun nükleer silahlanmanın önlenmesine yönelik çabaları açısından kritik bir sınav niteliği taşıyor. ABD ve Avrupa Birliği, İran'ın nükleer faaliyetlerinin barışçıl olduğuna dair güvence ararken, Tahran yönetimi de ekonomik krizle mücadelede yaptırımların hafifletilmesini umuyor. Analistler, bu tur görüşmelerde somut bir ilerleme kaydedilmesi halinde, taraflar arasında üst düzey bir toplantının gündeme gelebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve enerji ithalatında belirli bir bağımlılık taşıması nedeniyle bu görüşmeleri yakından takip ediyor. Olası bir anlaşma, İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi anlamına gelirse, Türkiye-İran ticaret hacminin artmasına ve enerji maliyetlerinin düşmesine katkı sağlayabilir. Güvenlik boyutunda ise, İran'ın nükleer programına ilişkin belirsizliğin azalması, bölgesel istikrar açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Ancak Ankara, görüşmelerin seyrine bağlı olarak bölgedeki güç dengelerinin değişebileceğini ve kendi çıkarlarını korumak için diplomatik inisiyatif alması gerekebileceğini öngörüyor.