ABD ile İran arasında 15 Haziran 2026 tarihinde varıldığı duyurulan yeni nükleer anlaşma, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Anlaşma, Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında Washington'un bazı yaptırımları kaldırmasını öngörüyor. Ancak bu hamle, özellikle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump arasında görüş ayrılıklarına yol açtı. Netanyahu, anlaşmayı 'tarihi bir hata' olarak nitelendirirken, Trump yönetimi bölgesel istikrar için gerekli olduğunu savunuyor. Bu gelişme, ABD-İsrail ittifakının geleceği ve Ortadoğu'daki güç dengeleri açısından kritik soruları gündeme getiriyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve İçeriği
Yeni anlaşma, 2015'te imzalanan ve Trump'ın 2018'de tek taraflı olarak çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) yerini alıyor. Müzakereler, Biden yönetiminin son döneminde başlamış ve Trump'ın göreve gelmesiyle hız kazanmıştı. Anlaşma metnine göre İran, %3.67'nin üzerinde uranyum zenginleştirmeyi durduracak, mevcut stoklarının büyük kısmını yurt dışına sevk edecek ve IAEA denetimlerine tam uyum sağlayacak. Buna karşılık ABD, petrol ve finans sektörüne yönelik yaptırımların önemli bir kısmını kaldıracak. Trump, bu anlaşmayı 'diplomasinin bir zaferi' olarak tanımlarken, Netanyahu ise İran'ın nükleer programını tamamen durdurmadığı sürece hiçbir anlaşmanın kabul edilemez olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, Ortadoğu'da Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefiklerini de endişelendiriyor. Riyad, anlaşmanın İran'ın bölgesel nüfuzunu artırabileceğinden kaygı duyuyor. Öte yandan Avrupa Birliği ve Rusya, anlaşmayı memnuniyetle karşılayarak diyaloğun devamını destekliyor. Çin ise İran'dan petrol ithalatının artabileceğini öngörüyor. Uzmanlar, anlaşmanın uygulanmasının önümüzdeki aylarda netleşeceğini belirtirken, Netanyahu'nun olası bir askeri müdahale veya İran'a yönelik siber saldırı seçeneklerini masada tuttuğu ifade ediliyor. Bu durum, ABD-İsrail ilişkilerinde derin bir krize işaret ediyor. Ayrıca Hindistan'da Trinamool Kongresi'nde (TMC) yaşanan iç karışıklık da dikkat çekiyor. Partiden istifa eden bazı milletvekillerinin NCPI ile birleşme kararı alması, Batı Bengal siyasetinde yeni bir dönemin habercisi. Bu gelişme, Hindistan'ın siyasi istikrarını ve federal yapısını etkileyebilecek potansiyele sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve enerji ihtiyacının bir kısmını bu ülkeden karşılaması nedeniyle anlaşmadan doğrudan etkilenecek. Yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ve petrol ithalatını kolaylaştırabilir, enerji maliyetlerini düşürebilir. Ancak anlaşmanın bölgesel güvenlik dengelerini değiştirmesi, özellikle Suriye ve Irak'ta Türkiye-İran rekabetini artırabilir. Ankara, ABD-İsrail hattındaki gerilimi yakından izlerken, Trump-Netanyahu ayrışmasının NATO içinde de yansımaları olabileceğini hesaplamalıdır.