ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın nükleer programını sonlandırması karşılığında Tahran yönetimine petrol ve yakıt ihracatına anında izin verecek bir barış anlaşması teklif etti. Bu önemli taviz, Trump’ın daha önce İran’a yönelttiği “nükleer programdan vazgeçmezseniz üzerinize cehennem yağacak” tehdidinin ardından geldi. Beyaz Saray kaynaklarına göre anlaşma, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurması ve uluslararası denetçilere tam erişim sağlaması koşuluna bağlı. Karşılığında ABD, İran’ın ham petrol, petrol ürünleri ve doğal gaz ihracatına yönelik tüm yaptırımları kaldıracak, ayrıca dondurulmuş Iran varlıklarını serbest bırakacak. Uzmanlar, bu hamlenin 2015 nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilen Trump yönetiminin İran’ı müzakere masasına çekmek için ciddi bir adım attığı yorumunda bulunuyor.
Anlaşmanın arka planı ve tarafların tutumu
Trump yönetimi, İran’ın son dönemde yüzde 60’a varan oranlarda uranyum zenginleştirmesi ve balistik füze programını hızlandırması karşısında diplomatik bir çözüm arayışına girmişti. Anlaşma teklifinin detayları, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından İran’a resmi kanallardan iletildi. Tebligatta, İran’ın nükleer tesislerine anlık izleme sistemi kurulması ve geçmişteki askeri boyutlu faaliyetlerin IAEA’ya tam olarak bildirilmesi talep ediliyor. Buna karşılık ABD, İran Merkez Bankası ve milli petrol şirketi üzerindeki yaptırımları kaldırmayı, ayrıca İran’ın SWIFT sistemine yeniden erişmesini sağlamayı vaat ediyor. İran cephesinde ise henüz resmi bir yanıt gelmezken, Devrim Muhafızları’na yakın kaynaklar “koşulsuz taviz” olarak niteledikleri teklife mesafeli yaklaşıyor. Tahran yönetimi, özellikle füze programının müzakere konusu yapılmasına şiddetle karşı çıkıyor. Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ise “İran’a verilecek her taviz, Amerikan çıkarlarına ihanettir” diyerek anlaşmayı sert şekilde eleştirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşmanın hayata geçmesi halinde küresel enerji piyasalarında dengeler değişebilir. İran, dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip ülkelerinden biri olarak, yaptırımların kalkmasıyla günlük 2 milyon varil ek petrol arzı sağlayabilir. Bu durum, petrol fiyatlarında aşağı yönlü baskı yaratırken, Rusya ve Suudi Arabistan gibi büyük üreticileri olumsuz etkileyebilir. Öte yandan İsrail, anlaşmayı “varoluşsal bir tehdit” olarak görüyor ve İran’ın nükleer tesislerine yönelik askeri seçeneklerin masada olduğunu yineliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran’ın bölgesel nüfuzunun artmasından endişe ederken, anlaşmanın Yemen, Suriye ve Lübnan’daki vekâlet savaşlarına etkisi merak konusu. Avrupa Birliği ve Çin ise anlaşmayı memnuniyetle karşılayarak, İran’ın uluslararası topluma dönüşünü destekleyeceklerini açıkladı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Diplomasi her zaman askeri seçenekten daha iyidir” diyerek sürece destek verdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’ın enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü karşıladığı komşusu olarak, yaptırımların kalkmasından en çok fayda sağlayacak ülkelerden biri. Doğal gaz ve petrol ithalatında maliyet avantajı elde edebilecek olan Türkiye, aynı zamanda İran’a yönelik yaptırımlar nedeniyle zaman zaman ABD ile gerilim yaşamıştı. Anlaşma, Türkiye’nin enerji güvenliğini artırabilir ve İran ile ticaret hacmini genişletebilir. Bölgesel düzeyde ise İran’ın ekonomik olarak rahatlaması, Suriye ve Irak’taki nüfuz mücadelesini etkileyebilir. Türkiye, İran’ın bölgedeki faaliyetlerini yakından izlerken, anlaşmanın sağlayacağı istikrar ortamının kendi güvenlik çıkarlarına katkı sunmasını bekliyor. Ancak Ankara, İran’ın nükleer programının tamamen şeffaf hale gelmesini ve bölgesel gerginliğin azalmasını ön koşul olarak görüyor.