İngiltere, ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol tankerlerinden ücret alınmasına yönelik planına açıkça karşı çıktı. Londra, söz konusu planın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bölgedeki gerginliği daha da tırmandıracağını savunuyor. ABD yönetimi ise bu planı, İran'ın bölgedeki faaliyetlerine karşı bir caydırıcılık önlemi olarak gerekçelendiriyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yoludur ve bu tür bir uygulama küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabilir.
Gelişmenin arka planı
ABD'nin önerdiği plan, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere 'güvenlik geçiş ücreti' adı altında bir vergi uygulanmasını öngörüyor. Washington yönetimi, bu gelirin bölgedeki deniz güvenliğini sağlamak için kullanılacağını belirtiyor. Ancak İngiltere Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bu tür tek taraflı önlemlerin uluslararası hukuku ihlal ettiği ve serbest deniz ticaretini engellediği vurgulandı.
Plan, ilk olarak ABD'nin Orta Doğu özel temsilcisi tarafından dile getirilmişti. Temsilci, İran'ın bölgedeki 'saldırgan' faaliyetlerine karşı 'yenilikçi' çözümler arandığını ifade etmişti. İngiltere ise bu girişime en sert tepkiyi veren ülkelerden biri oldu. Londra'nın endişesi, benzer uygulamaların diğer stratejik su yollarında da emsal teşkil edebileceği yönünde.
İngiltere'nin bu tutumu, iki ülke arasında son dönemde yaşanan diğer görüş ayrılıklarının da bir yansıması olarak görülüyor. Özellikle İran nükleer anlaşması (JCPOA) konusunda ABD'nin anlaşmadan çekilmesi ve İngiltere'nin anlaşmayı canlandırma çabaları, iki müttefik arasında zaman zaman sürtüşmelere yol açmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20'sinin geçtiği kritik bir geçiş noktasıdır. Boğazın en dar noktası sadece 33 kilometre genişliğindedir ve İran, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin karasuları arasında uzanır. İran, boğazın kontrolünü elinde tutmakta ve zaman zaman geçiş güvenliğini tehdit eden askeri tatbikatlar yapmaktadır.
ABD'nin ücret planı, bölgedeki deniz ticaretini doğrudan etkileyebilecek bir adım olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu tür bir uygulamanın petrol fiyatlarını artırabileceğini ve küresel enerji güvenliğini tehdit edebileceğini belirtiyor. Ayrıca plan, İran'ın boğazı kapatma tehditlerine karşı bir koz olarak görülse de, Tahran yönetiminin misilleme yapması riskini de beraberinde getiriyor.
İngiltere'nin muhalefeti, uluslararası toplumda da yankı buldu. Birçok ülke, deniz ticaretinin serbestliğinin korunması gerektiğini vurgularken, ABD'nin planını destekleyen sesler de duyulmaya başladı. Suudi Arabistan ve BAE gibi bölge ülkeleri, İran'ın faaliyetlerine karşı alınacak önlemleri memnuniyetle karşılayabileceklerini ima etti.
Diğer yandan, Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları, bu planın kendilerine ek maliyet yükleyeceği endişesiyle sessiz kalmayı tercih ediyor. Rusya ise plana açıkça karşı çıkarak, bunun uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunuyor.
Önümüzdeki günlerde ABD ve İngiltere arasında konuyla ilgili diplomatik temasların yoğunlaşması bekleniyor. İngiltere, alternatif olarak bölgedeki deniz güvenliğinin uluslararası iş birliğiyle sağlanmasını önerecek. Ancak ABD'nin bu konuda ne kadar esneyeceği belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki her türlü gerilimden doğrudan etkilenir. Boğazdan geçen petrolün fiyatındaki artış, Türkiye'nin enerji maliyetlerini yükseltecek ve cari açığı artıracaktır. Ayrıca Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefi, bu tür tek taraflı uygulamalarla sekteye uğrayabilir. Ankara, uluslararası hukuka dayalı, serbest deniz ticaretini savunan bir tutum izlemekte ve bu tür girişimlere karşı çıkmaktadır. Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne verdiği önem düşünüldüğünde, İngiltere'nin tutumuna yakın bir duruş sergilemesi beklenir. Ancak ABD ile olan stratejik ortaklık, Ankara'nın net bir pozisyon almasını zorlaştırabilir.