İran İslam Cumhuriyeti Meclisi'nde (Mecalis) 200'den fazla milletvekili, 2015 yılında imzalanan ve ABD ile varılan nükleer mutabakatın (JCPOA) sona erdiğini ilan eden ortak bir bildiri yayımladı. Bu bildiri, Tahran'ın nükleer programı konusunda Batı ile yaşanan gerilimin yeni bir aşamaya girdiğini gösteriyor. İranlı milletvekilleri, ABD'nin mutabakattan tek taraflı çekilmesini ve yaptırımları sürdürmesini gerekçe göstererek anlaşmanın artık geçersiz olduğunu belirtti. Bildiride, İran'ın nükleer faaliyetlerini herhangi bir kısıtlama olmaksızın sürdürme hakkına vurgu yapıldı.
Gelişmenin Arka Planı
2015 yılında ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya ve Çin'in arabuluculuğunda imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), İran'ın nükleer programını sınırlandırması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak 2018'de dönemin ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmadan çekildi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koydu. İran da buna karşılık olarak uranyum zenginleştirme seviyesini artırarak anlaşmadaki taahhütlerini kademeli olarak askıya aldı.
Milletvekillerinin bu bildirisi, İran'ın nükleer müzakerelere dönme konusundaki isteksizliğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Tahran yönetimi, ABD'nin yaptırımları kaldırması ve güvenilir garantiler vermesi halinde müzakerelere hazır olduğunu belirtiyor. Ancak ABD yönetimi, İran'ın nükleer faaliyetlerini tamamen durdurmasını ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (UAEA) tam işbirliği yapmasını şart koşuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Ortadoğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da sarsabilir. İran'ın nükleer programı, özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail gibi bölge ülkelerinde ciddi endişelere yol açıyor. İsrail, İran'ın nükleer silah sahibi olmasını engellemek için askeri seçenekler dahil her türlü önlemi alabileceğini açıklamıştı. ABD ise İran'a yönelik yaptırımları sürdürürken, diplomatik yollarla çözüm bulmaya çalışıyor.
Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, İran'ın mutabakatı sona erdirme kararını endişeyle karşılarken, Tahran'a anlaşmaya geri dönme çağrısı yapıyor. Rusya ve Çin ise ABD'nin yaptırımlarını eleştirerek İran'a destek veriyor. Eğer İran nükleer faaliyetlerini daha da hızlandırırsa, uluslararası toplumda yeni bir kriz dalgası tetiklenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, komşusu İran'ın nükleer programı konusunda temkinli bir denge politikası izliyor. Ankara, İran'ın nükleer silah sahibi olmasına karşı çıkarken, Tahran'ın meşru enerji taleplerini de anlayışla karşılıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından riskleri artırabilir. İran'a yönelik yaptırımların sıkılaşması, Türkiye'nin doğalgaz ve petrol ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran-Irak-Türkiye enerji koridoru projeleri sekteye uğrayabilir. Türkiye, hem Batı ile ilişkilerini hem de İran'la sınır ticaretini sürdürmek için diplomatik girişimlerini artırmalıdır.