ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilere uygulanması planlanan yüzde 20’lik vergiyi geri çektiğini duyurdu. Trump, bunun yerine Körfez ülkeleriyle ticaret anlaşmaları yapmayı hedeflediğini açıkladı. Karar, aynı gün içinde verginin duyurulmasının ardından gelen ani bir dönüş olarak dikkat çekti. Trump, verginin küresel ticarete ve enerji fiyatlarına olumsuz etkilerini gerekçe göstererek planı rafa kaldırdı. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleriyle yeni ticaret görüşmelerinin başlatılacağı belirtildi.
Vergi planının arka planı
Trump yönetimi, Hürmüz Boğazı’nı kontrol eden bölgesel güçlere baskı yapmak ve ABD’nin ticaret dengesini iyileştirmek amacıyla gemilere yüzde 20’lik bir geçiş ücreti getirmeyi planlıyordu. Plan, ilk olarak Trump’ın sosyal medya hesabından yapılan bir paylaşımla duyurulmuş, kısa sürede küresel piyasalarda dalgalanmaya neden olmuştu. Petrol fiyatları, duyurunun ardından yüzde 5’e yakın artış gösterirken, uluslararası deniz ticareti yapan şirketler endişeyle gelişmeyi izliyordu. Ancak Trump, planın pratikte uygulanabilirliğini ve uluslararası hukuka uygunluğunu değerlendirdikten sonra geri adım attı.
Uzmanlar, söz konusu verginin uluslararası hukuka aykırı olabileceğini ve deniz ticaretinin serbest dolaşımını tehdit edebileceğini belirtiyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak kabul ediliyor. Bu nedenle, böyle bir verginin enerji piyasalarında ciddi kırılganlıklara yol açabileceği değerlendiriliyor.
Körfez ülkeleriyle yeni ticaret hedefi
Trump, vergi planını iptal ederken, bunun yerine Körfez ülkeleriyle ticaret anlaşmaları yapmayı önceliklendirdi. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve diğer KİK üyeleriyle yapılacak görüşmelerde, ABD’nin bölgedeki askeri varlığının yanı sıra ticari ilişkilerin derinleştirilmesi hedefleniyor. Beyaz Saray yetkilileri, özellikle savunma sanayii, enerji ve teknoloji alanlarında işbirliğinin artırılmasının planlandığını ifade etti.
Bu gelişme, Trump’ın selefi Joe Biden döneminde Körfez ülkeleriyle yaşanan gerginliklerin ardından ilişkileri normalleştirme çabası olarak da yorumlanıyor. Biden yönetimi, özellikle Suudi Arabistan’ın insan hakları karnesi ve petrol politikaları nedeniyle eleştirilerle karşı karşıya kalmıştı. Trump ise daha pragmatik bir yaklaşım benimseyerek ticari kazançları önceliklendiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı’ndaki vergi planının iptali, küresel enerji piyasalarında rahatlama yarattı. Petrol fiyatları kısa sürede düşüş eğilimine girdi. Ancak uzmanlar, ABD’nin Körfez ülkeleriyle yapacağı ticaret anlaşmalarının Çin’in bölgedeki etkisini dengeleme amacı taşıdığına dikkat çekiyor. Çin, son yıllarda Suudi Arabistan ve İran’la enerji ve altyapı anlaşmalarını artırarak bölgedeki nüfuzunu genişletiyor.
ABD’nin ticaret hamlesi, aynı zamanda İran’ı da yakından ilgilendiriyor. İran, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamak için yıllardır bölgede askeri varlık gösteriyor. Trump’ın vergiyi geri çekmesi, Tahran’ın doğrudan bir tehdit olarak gördüğü bir adımın ortadan kalkması anlamına geliyor. Ancak İran, ABD’nin Körfez ülkeleriyle ticari yakınlaşmasını ‘bölgesel güvenliği tehdit eden bir hamle’ olarak değerlendirebilir.
Küresel ticaret açısından bakıldığında, Hürmüz Boğazı’nın serbest geçişi, uluslararası deniz ticaretinin temel taşlarından birini oluşturuyor. Herhangi bir kısıtlama, tedarik zincirlerinde aksamalara ve enerji fiyatlarında ani yükselişlere neden olabilir. Bu nedenle Trump’ın geri adımı, dünya ekonomisi için olumlu bir gelişme olarak kaydedildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin enerji ithalatı ve ticaret yolları üzerinde doğrudan etkilidir. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkeleri ve İran’dan sağlamaktadır. Hürmüz Boğazı’nda uygulanacak bir vergi, Türkiye’nin enerji maliyetlerini artırabilir ve cari açığı olumsuz etkileyebilirdi. Trump’ın vergiyi geri çekmesi, Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından rahatlatıcı bir adımdır. Ayrıca, ABD’nin Körfez ülkeleriyle ticaret anlaşmaları yapması, Türkiye’nin bölgedeki ticari rekabet gücünü artırabilir. Ancak Ankara, ABD-Çin rekabetinin Körfez’deki yansımalarını yakından izlemelidir; zira bu rekabet, Türkiye’nin bölgedeki diplomatik ve ekonomik çıkarlarını doğrudan etkileyebilir.