Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Yönetim Kurulu, Cuma günü yaptığı oylamada İran'ı nükleer programındaki uyumsuzluklar nedeniyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne sevk etme kararı aldı. Karar, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine ilişkin artan endişeler ve ülkenin IAEA ile tam işbirliği yapmaması üzerine alındı. Bu adım, İran'a yönelik uluslararası baskının yeniden artabileceği sinyalini veriyor.
Kararın Arka Planı ve Gerekçeleri
IAEA Yönetim Kurulu, İran'ın nükleer tesislerinde tespit edilen uranyum parçacıklarının açıklanamaması ve Ajans'ın denetimlerine yeterli erişim sağlanmaması nedeniyle bu kararı aldı. Özellikle son dönemde İran'ın %60'a varan uranyum zenginleştirme faaliyetleri, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) ile belirlenen %3,67 sınırının çok üzerinde. IAEA Genel Direktörü Rafael Grossi, İran'ın nükleer programının barışçıl olduğuna dair güvence vermediğini ve Ajans'ın sorularının yanıtsız kaldığını belirtti.
Karar tasarısı, ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya'nın desteğiyle oylamaya sunuldu. Oylamada 35 üyeli Yönetim Kurulu'nda 30 ülke lehte, 2 ülke aleyhte, 3 ülke çekimser oy kullandı. İran'a yakın ülkelerin karşı oyu ve bazı gelişmekte olan ülkelerin çekimserliği dikkat çekti. Bu sonuç, uluslararası toplumun İran konusunda bölünmüş olduğunu gösteriyor.
İran, kararı siyasi motive edilmiş ve haksız olarak nitelendirdi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Bu karar, Batı'nın İran'a yönelik düşmanca politikalarının bir parçasıdır ve işbirliğimizi olumsuz etkileyecektir" dedi. İran, IAEA ile işbirliğini askıya alabileceği uyarısında bulundu.
Uluslararası Boyut ve Olası Yansımalar
İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne sevk edilmesi, teorik olarak yeni yaptırımların ve hatta askeri müdahalenin önünü açabilir. Ancak Güvenlik Konseyi'nde daimî üyelerden Rusya ve Çin'in veto yetkisi bulunuyor ve bu ülkeler daha önce İran'a yönelik yaptırımlara karşı çıkmışlardı. Dolayısıyla Konsey'de bağlayıcı bir karar çıkması şu an için zor görünüyor. Yine de bu sevk, İran'a karşı uluslararası izolasyonu derinleştirebilir ve bölgesel gerilimi tırmandırabilir.
Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güvenlik ortamı, bu kararla daha da karmaşık hale gelebilir. İsrail, kararı memnuniyetle karşıladığını açıklarken, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri de İran'ın nükleer programından duydukları endişeyi yineledi. İran ise nükleer programının barışçıl olduğunu savunuyor ve askeri boyutu olduğu iddialarını reddediyor.
Uzmanlar, bu gelişmenin İran'ın nükleer anlaşmadan tamamen çekilmesine ve zenginleştirme faaliyetlerini daha da artırmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. 2015 anlaşmasının canlandırılması için yürütülen dolaylı görüşmeler zaten tıkanmış durumda. Bu karar, diplomatik çözüm umutlarını daha da azaltabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne sevk edilmesi, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika önceliklerini yakından ilgilendiriyor. Türkiye, İran ile uzun bir sınırı paylaşıyor ve bölgesel istikrarın korunmasına önem veriyor. Olası yeni yaptırımlar, Türkiye'nin İran ile olan enerji ve ticaret ilişkilerini olumsuz etkileyebilir; Türkiye, İran doğalgazına bağımlı. Ayrıca, İran'ın nükleer programındaki tırmanma, Orta Doğu'da yeni bir çatışma riskini artırarak Türkiye'nin güvenlik çevresini daha da istikrarsızlaştırabilir. Türkiye, diplomatik çözümden yana tavır alarak hem Batı ile ilişkilerini hem de İran ile komşuluk ilişkilerini dengelemeye çalışacaktır.