Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, Çarşamba günü yaptığı açıklamada Lübnan ile İsrail arasında imzalanan çerçeve anlaşmasını kesin bir dille reddetti. Kasım, ‘Bu anlaşmanın tek bir maddesi bile uygulanmayacak’ diyerek Lübnan hükümetine anlaşmayı terk etme çağrısında bulundu. Açıklama, İran’ın eski lideri Ruhullah Humeyni’nin ölüm yıl dönümü anma etkinlikleri sırasında yapılan bir kamu konuşmasında geldi. Kasım, anlaşmanın Lübnan’ın egemenliğini ve ulusal çıkarlarını ihlal ettiğini savundu.
Anlaşmanın kapsamı ve Hizbullah’ın tepkisi
Lübnan ile İsrail arasında Deniz Yetki Alanları ve Sınır Anlaşması olarak bilinen çerçeve anlaşma, Ekim 2022’de ABD arabuluculuğunda imzalanmıştı. Anlaşma, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarını belirleyerek iki ülke arasındaki uzun süreli deniz sınırı ihtilafını çözmeyi hedefliyor. Ancak Hizbullah, anlaşmanın İsrail’e verilen tavizler içerdiğini ve özellikle Kana Sahası gibi zengin doğalgaz yataklarının kontrolünü İsrail’e bıraktığını iddia ediyor. Kasım, ‘Bu anlaşma düşmana meşruiyet kazandırıyor ve direnişin kazanımlarını yok sayıyor’ şeklinde konuştu. Hizbullah, daha önce de anlaşmayı tanımadığını ve Lübnan hükümetini anlaşmadan caydırmak için siyasi ve kitlesel baskıyı artıracağını duyurmuştu.
Bölgesel ve küresel boyut
Hizbullah’ın bu açık reddi, Lübnan’ın zaten kırılgan olan siyasi yapısını daha da geriyor. Anlaşma, uluslararası toplum tarafından Lübnan’ın ekonomik krizinden çıkışı için bir fırsat olarak görülüyor; zira anlaşma, doğalgaz arama ve çıkarma faaliyetlerinin önünü açarak ülkeye önemli gelir sağlayabilir. Ancak Hizbullah’ın tutumu, İran’ın bölgedeki nüfuz mücadelesinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. İran, Hizbullah üzerinden Lübnan’da siyasi ve askeri varlığını sürdürürken, İsrail ile her türlü normalleşmeye karşı çıkıyor. ABD ve Fransa’nın desteklediği anlaşma, Hizbullah’ın itirazlarına rağmen Lübnan hükümeti tarafından onaylanmıştı. Ancak Hizbullah’ın sahadaki askeri gücü ve silahlı kanadı, anlaşmanın fiilen uygulanmasını engelleyebilecek kapasiteye sahip. Bu durum, Lübnan’ı yeniden bir iç krizin eşiğine getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti ve Türkiye’nin deniz yetki alanları politikası açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, daha önce Lübnan-İsrail anlaşmasını kendi kıta sahanlığı ve KKTC’nin haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle eleştirmişti. Hizbullah’ın anlaşmayı bloke etme girişimi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarlarına kısa vadede olumlu yansıyabilir. Ancak Hizbullah’ın İran destekli bir yapı olması, Türkiye’nin bölgedeki dengeleri gözetmesini gerektiriyor. Türkiye, bir yandan enerji kaynakları üzerindeki haklarını korurken, diğer yandan Lübnan’ın istikrarını destekleyen bir politika izlemeli; aşırı tansiyonun bölgesel güvenliği tehdit etmesini engellemelidir.