İran’ın gece saatlerinde gerçekleştirdiği füze saldırısı sırasında, füzelerin Ürdün semalarında hava savunma sistemleri tarafından durdurulduğu anlar amatör kameramanlar tarafından kaydedildi. Görüntülerde, başkent Amman başta olmak üzere birçok şehirde sirenlerin çaldığı ve gökyüzünde patlamalar yaşandığı görülüyor. Ürdün makamları, can kaybı yaşanmadığını ancak bazı bölgelere füze parçalarının düştüğünü doğruladı.
İran’ın füze saldırısı ve Ürdün’ün stratejik konumu
İran, geçtiğimiz hafta içinde İsrail’e yönelik büyük çaplı bir füze ve insansız hava aracı saldırısı başlatmıştı. Saldırı, İsrail’in Şam’daki İran konsolosluğuna yönelik saldırısına misilleme olarak gerçekleştirildi. İran, onlarca füze ve yüzlerce kamikaze drone fırlatırken, bu araçların büyük bölümü ABD, İngiltere, Fransa ve Ürdün’ün de aralarında bulunduğu koalisyon güçleri tarafından havada imha edildi. Ürdün, coğrafi konumu itibarıyla İran’dan İsrail’e yönelik saldırılarda önemli bir geçiş noktası haline geliyor. Amman yönetimi, egemenliğinin ihlal edilmesine izin vermeyeceğini açıklasa da, hava savunma sistemlerinin devreye girmesi ülkenin fiilen çatışmanın içine çekildiğini gösteriyor. Ürdün Kralı II. Abdullah’ın, ABD Başkanı Joe Biden ile yaptığı telefon görüşmesinde, ülkesinin egemenliğini koruma kararlılığını yinelediği bildirildi.
Görüntülerin yayılması, sosyal medyada geniş yankı uyandırırken, özellikle İran yanlısı hesaplar Ürdün’ü ‘ABD’nin kuklası’ olarak nitelendirdi. Öte yandan, Ürdün halkı arasında savaşın sınırlarına sıçraması endişesi hakim. Ürdün’ün İsrail ile 1994’te imzaladığı barış anlaşmasına rağmen, halkın Filistin davasına olan sempatisi biliniyor. Bu nedenle Amman yönetimi, hem iç kamuoyunu hem de bölgesel güç dengesini gözetmek zorunda.
Bölgesel ve küresel boyut: Yeni bir cephe mi açılıyor?
İran’ın İsrail’e yönelik doğrudan saldırısı, bölgesel gerilimi tırmanma riskini beraberinde getirdi. Uzmanlar, Ürdün’ün bu çatışmada taraf olmasının Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan’ı da etkileyebileceğini belirtiyor. ABD, bölgedeki askeri varlığını artırırken, İngiltere ve Fransa da hava savunma desteği sağladı. Bu durum, İran’ın bölgede yalnızlaşmasına yol açarken, Rusya ve Çin’in arabuluculuk çağrıları yankı bulmuyor. Özellikle Ürdün’ün NATO benzeri bir koordinasyonla hareket etmesi, ülkeyi İran’ın hedefi haline getirebilir. Ancak Amman, bugüne kadar bölgesel krizlerde denge politikası izleyerek ayakta kalmayı başardı. Bu yeni gelişme, Ürdün’ün güvenlik politikalarında bir dönüm noktası olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran-İsrail gerginliğinin bölgesel bir savaşa dönüşmesinden endişe ediyor. Suriye ve Irak’taki varlığıyla doğrudan etkilenebilecek bir ülke olarak, gerginliğin azaltılması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Ürdün’ün krize çekilmesi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’daki çıkarlarını da tehdit edebilir. Enerji hatlarının güvenliği ve mülteci akını riski, Ankara’nın öncelikli konuları arasında. Türkiye’nin hem İran hem de İsrail ile ilişkilerini dengede tutma çabası, bölgesel istikrar arayışında kilit rol oynuyor.