Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), İsrail'in Mart 2024'te güney Lübnan'da düzenlediği üç hava saldırısında 24 sivilin hayatını kaybettiğini belirterek, bu saldırıların savaş suçu teşkil edebileceği gerekçesiyle bağımsız bir soruşturma başlatılması çağrısında bulundu. Örgütün 11 Nisan'da yayımladığı detaylı raporda, sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılarda ölenler arasında kadın ve çocukların da bulunduğu vurgulanarak, uluslararası insancıl hukukun ağır ihlallerine işaret edildi. Raporda, İsrail ordusunun sivil kayıpları en aza indirme yükümlülüğünü yerine getirmediği ve saldırıların meşru askeri hedeflere yönelik olmadığı iddia ediliyor.
Saldırıların detayları ve sivil kayıplar
Af Örgütü'nün raporuna göre, 26 Mart'ta güney Lübnan'ın Nebatiye kenti yakınlarındaki bir eve düzenlenen hava saldırısında 7 sivil öldü. İkinci saldırı 29 Mart'ta aynı bölgede bir araca yönelik gerçekleşti ve 5 sivil hayatını kaybetti. En kanlı saldırı ise 31 Mart'ta bir evi vurdu; 12 sivil, aralarında 5 çocuğun da bulunduğu aile üyeleri yaşamını yitirdi. Örgüt, saldırılarda sivillerle savaşçıları ayırt etme ilkesinin ihlal edildiğini ve orantısız güç kullanıldığını savunuyor. Raporda ayrıca, İsrail'in saldırılar için herhangi bir askeri gerekçe sunmadığı ve olay yerlerinde Hizbullah militanlarına dair bir kanıt bulunamadığı belirtiliyor. Af Örgütü, bu saldırıların uluslararası hukuka göre savaş suçu sayılabileceğini ve sorumluların yargılanması gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve uluslararası boyut
İsrail ile Lübnan arasındaki gerilim, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırılarının ardından tırmanan çatışmalarla birlikte artmış durumda. İsrail ordusu, sınır ötesi saldırıların Hizbullah'ın askeri altyapısına yönelik olduğunu iddia ederken, Lübnan hükümeti sivil kayıpların arttığını ve uluslararası toplumun müdahale etmesi gerektiğini belirtiyor. Af Örgütü'nün çağrısı, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'ne ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yapıldı. Örgüt, İsrail'in saldırılarının meşru müdafaa hakkının ötesine geçtiğini ve uluslararası toplumun bu ihlalleri görmezden gelmemesi gerektiğini ifade ediyor. ABD ve Avrupa Birliği'nden henüz resmi bir yanıt gelmezken, İsrail hükümeti raporu reddederek operasyonların uluslararası hukuka uygun olduğunu savundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve insan hakları hassasiyetleri açısından önemli. Türkiye, İsrail'in Filistin ve Lübnan'a yönelik saldırılarını sık sık eleştirirken, sivil kayıpların artması Ankara'nın insani yardım çağrılarını güçlendirebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Lübnan'la tarihsel bağlar, Türkiye'nin bu bölgedeki gelişmelere kayıtsız kalmasını engelliyor. Türkiye, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde savaş suçu iddialarına yönelik girişimleri destekleyebilir. Öte yandan, Hizbullah'ın Türkiye tarafından terör örgütü olarak kabul edilmediği göz önüne alındığında, Ankara'nın çatışmanın tarafları arasında denge gözetmesi bekleniyor.