ABD ve İran orduları, iki ülkenin geçen ay üzerinde anlaştığı 60 günlük ateşkesin ihlaliyle Perşembe gecesi boyunca karşılıklı saldırılarını sürdürdü. ABD Başkanı Donald Trump'ın, geçici ateşkes anlaşmasını "bitti" olarak nitelendirmesinin ardından tırmanan gerilim, bölgede yeni bir çatışma dalgasını tetikledi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Çarşamba gecesi geç saatlerde yaptığı açıklamada, hava savunma sistemleri de dahil olmak üzere yaklaşık 90 İran askeri hedefini vurduğunu duyurdu.
Gelişmenin Arka Planı: Ateşkesin Çöküşü
Geçtiğimiz ay varılan 60 günlük ateşkes, tarafların karşılıklı güvensizliği ve sahada yaşanan ihlaller nedeniyle zaten kırılgan bir yapıya sahipti. Trump'ın, İran'ın anlaşma şartlarını ihlal ettiği gerekçesiyle yaptığı açıklama, Washington yönetiminin askeri seçeneklere yöneldiğinin sinyalini verdi. CENTCOM Komutanı Orgeneral Michael Kurilla, operasyonun İran'ın bölgedeki saldırı kapasitesini zayıflatmayı hedeflediğini belirterek, "İran rejimine ait askeri varlıkları hedef alarak, koalisyon güçlerimize ve ortaklarımıza yönelik tehditleri bertaraf etmeye kararlıyız" ifadelerini kullandı.
Saldırıların kapsamı dikkat çekiyor. Vurulan hedefler arasında hava savunma radarları, balistik füze rampaları ve insansız hava aracı (İHA) üslerinin yer aldığı bildirildi. İran tarafından ise henüz resmi bir açıklama gelmezken, Devrim Muhafızları Ordusu'nun bazı noktalardan misilleme ateşi açtığı yönünde haberler yayılıyor.
Bu gelişmeler, ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesinden bu yana iki ülke arasında en ciddi askeri karşılaşma olarak değerlendiriliyor. Trump yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerini sınırlama konusunda maksimum baskı politikasını sürdürürken, Tahran yönetimi ise bu politikaya karşı koymak için asimetrik yöntemlere başvuruyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol Piyasaları ve Diplomasi
Çatışmaların tırmanması, küresel enerji piyasalarında endişeye yol açtı. Brent petrol fiyatı, haberin ardından yüzde 4 artışla varil başına 85 doların üzerine çıktı. Analistler, Basra Körfezi'ndeki olası bir tırmanmanın, petrol arzında ciddi kesintilere yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik noktada herhangi bir aksama riskini artırıyor.
Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısında bulundu. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, "Bölge zaten yıllardır süren çatışmalarla harap olmuş durumda. Yeni bir savaş felaket olur" açıklamasını yaptı. Ancak Trump'ın bu çağrılara kulak vermeyeceği yorumları yapılıyor. Öte yandan Rusya ve Çin, İran'ın yanında yer alarak ABD'yi kınadı. Moskova, "Tahran'ın meşru güvenlik endişelerini anlıyoruz" mesajını verirken, Pekin de tüm taraflara "sağduyulu olma" çağrısı yaptı.
İsrail ise gelişmeleri yakından izliyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin İran'a yönelik operasyonlarını desteklediklerini belirterek, "İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek için her türlü adımı atmalıyız" dedi. İsrail'in, İran destekli gruplara karşı Suriye'deki hava saldırılarını da yoğunlaştırdığı bildiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmasa da bölgesel istikrarı derinden etkileyebilir. İran ile yaşanacak bir askeri çatışma, Suriye ve Irak'taki güç dengelerini altüst edebilir. Türkiye, hem İran sınırında güvenlik endişeleri hem de enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Irak üzerinden karşılaması nedeniyle bu gerilimden en çok etkilenecek ülkelerden biri. Ayrıca PKK'nın İran kolu PJAK'ın faaliyetleri, çatışma ortamında artış gösterebilir. Ankara'nın, hem ABD hem de İran ile diyaloğunu sürdürerek, bölgesel bir savaşın çıkmasını engellemek için arabuluculuk rolü üstlenmesi beklenebilir.