Lübnan merkezli Hizbullah örgütü, 18 Haziran'da yaptığı açıklamada, İsrail ordusuna ait olduğunu belirttiği çok sayıda tankı imha ettiğini ve dört gündür süren İsrail saldırısını püskürttüğünü duyurdu. Örgütün silahlı kanadından yapılan yazılı açıklamada, güney Lübnan'daki çatışma bölgesinde İsrail güçlerine ağır kayıplar verdirildiği belirtilirken, Lübnan sağlık yetkilileri son 24 saat içinde üç sivilin hayatını kaybettiğini bildirdi. Olaylar, İsrail ile Hizbullah arasındaki sınır ötesi gerilimin Ekim 2023'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştığı bir dönemde meydana geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Hizbullah'ın iddiasına göre, İsrail güçleri 15 Haziran'da başlattığı kara harekâtıyla güney Lübnan'daki Hizbullah mevzilerini hedef aldı. Dört gün süren çatışmalarda, Hizbullah savaşçıları İsrail tanklarına karşı tanksavar füzeleri ve insansız hava araçları kullandı. Örgüt, en az altı İsrail tankının imha edildiğini ve çok sayıda askerin öldürüldüğünü iddia etti. İsrail tarafı ise iddiaları henüz doğrulamadı ancak Hizbullah'a ait hedeflerin vurulduğunu ve örgütün "terör altyapısının" hedef alındığını açıkladı. Lübnan'ın güneyindeki sivil kayıplar ise uluslararası toplumda endişe yarattı. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL), taraflara itidal çağrısı yaparken, bölgede 2006 savaşından bu yana en şiddetli çatışmaların yaşandığına dikkat çekti.
Çatışmaların merkez üssü olan güney Lübnan'ın sınır köyleri, yoğun top atışları ve hava saldırıları nedeniyle büyük ölçüde boşaltıldı. Lübnan hükümeti, 100 binden fazla kişinin yerinden edildiğini tahmin ediyor. Hizbullah'ın İran'dan aldığı askeri destekle son yıllarda önemli ölçüde güçlendiği biliniyor. Örgüt, İsrail'e karşı kullanmak üzere hassas güdümlü füzeler ve insansız hava araçları stoklamış durumda. Bu son çatışma, Hizbullah'ın askeri kapasitesinin İsrail için ne kadar ciddi bir tehdit oluşturduğunu bir kez daha gösterdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, İsrail-Hizbullah sınırında 2006 savaşından bu yana en ciddi tırmanma olarak değerlendiriliyor. Filistin'deki savaşa paralel olarak Lübnan sınırında da çatışmaların yayılması, bölgesel bir savaş riskini artırıyor. İran destekli Hizbullah'ın yanı sıra Yemen'deki Husiler de Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı gemilere saldırılar düzenliyor. ABD, İsrail'in kendini savunma hakkını desteklediğini ancak çatışmanın genişlemesini istemediğini belirtirken, Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri diplomatik çözüm çağrısı yapıyor. Bir yanda İsrail'in Gazze'deki operasyonları, diğer yanda Hizbullah'ın Lübnan'daki varlığı, Ortadoğu'yu adeta bir barut fıçısına çevirmiş durumda. Uluslararası toplum, İsrail ile Lübnan arasındaki deniz sınırının belirlenmesi gibi meselelerin çözülmesi için baskı yapıyor ancak taraflar arasındaki güven eksikliği müzakereyi neredeyse imkânsız kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Hizbullah çatışması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Lübnan'da siyasi ve ekonomik nüfuza sahip olup, bölgedeki istikrarsızlık Türk şirketlerinin Lübnan'daki yatırımlarını ve ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, çatışmanın genişlemesi halinde Türkiye'nin güney sınırında yeni bir göç dalgası oluşabilir. Ankara, hem İsrail hem de Hizbullah ile diyalog kanallarını açık tutarak, tansiyonun düşürülmesi için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Türkiye, bölgesel savaş riskini azaltmak ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünü korumak için BM nezdinde de aktif rol oynuyor.