Lübnan'daki Şii örgüt Hizbullah, İsrail ile olası bir ateşkes anlaşmasını reddetti. İsrail'in ise Lübnan'da 'uzun süreli' bir askeri varlık planladığı iddia ediliyor. Bu gelişme, Mart ayında Hizbullah'ın İsrail'e roket atmasıyla Lübnan'ın savaşa sürüklenmesinin ardından geldi. Son haftalarda tırmanan çatışmalar, binlerce sivilin yerinden edilmesine ve büyük bir insani krize yol açtı.
Gelişmenin Arka Planı
Hizbullah, İsrail'in Gazze'deki saldırılarına misilleme olarak 8 Ekim 2023'te İsrail'e roket ve füzeler fırlatmaya başladı. Çatışmalar, Lübnan-İsrail sınırındaki kontrol noktalarına ve askeri hedeflere yönelik saldırılarla sınırlı kalırken, Ocak 2024'te İsrail'in Beyrut'a düzenlediği bir hava saldırısıyla savaşın bölgeselleşmesi endişesi arttı. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, yaptığı konuşmalarda İsrail'e karşı kapsamlı bir savaşa hazır olduklarını belirtirken, sınır ötesi operasyonları genişletti.
İsrail ise Lübnan'daki Hizbullah hedeflerine yoğun saldırılar düzenledi. Geçtiğimiz haftalarda İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Lübnan'ın güneyinde tampon bölge oluşturmak amacıyla kara operasyonları başlattı. Analistler, İsrail'in ateşkes anlaşmasına yanaşmamasının nedeninin, Hizbullah'ın askeri altyapısını kalıcı olarak etkisiz hale getirene kadar bölgede kalmak istemesi olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu çatışma, sadece Lübnan ve İsrail için değil, tüm Orta Doğu için büyük bir yıkım potansiyeli taşıyor. Hizbullah'ın İran'la olan güçlü bağları ve İsrail'in ABD'den aldığı destek, savaşın bölgesel bir vekalet savaşına dönüşmesine neden oluyor. İran, Hizbullah'a lojistik ve askeri destek sağlarken, İsrail de ABD'nin sağladığı silahlarla saldırılarını sürdürüyor. Bu durum, Yemen'deki Husiler ve Suriye'deki grupların da tansiyonu yükseltmesiyle daha geniş bir yangına yol açabilir.
BM ve uluslararası toplum, ateşkes çağrıları yaparken, Fransa ve ABD arabuluculuk girişimlerinde bulunuyor. Ancak Hizbullah'ın reddi ve İsrail'in 'uzun süreli varlık' ısrarı, diplomatik çözümü zora sokuyor. İnsani yardım kuruluşları, Lübnan'da evlerini terk etmek zorunda kalan yüz binlerce sivil için acil yardım çağrısı yapıyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, 400 bin kişinin yerinden edildiğini açıklarken, bu sayının artmasından endişe ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bölgesel bir güç olarak Lübnan'daki gelişmeleri yakından izliyor. Hizbullah-İsrail çatışmasının bölgesel bir savaşa dönüşmesi, Türkiye'nin güney sınırlarında istikrarsızlık yaratabilir. Ayrıca, bu durum Türkiye'nin Arap dünyasıyla ilişkilerini de etkileyebilir; zira Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinirken, İran'ın bölgedeki nüfuzunun artması Ankara'nın çıkarlarıyla çelişebilir. Ekonomik açıdan, savaşın Doğu Akdeniz'de enerji nakil hatlarına ve deniz ticaretine olumsuz yansımaları olabilir. Bu nedenle Türkiye, diplomatik girişimlerle ateşkesin sağlanması için çaba göstermeye devam edecektir.