Lübnanlı yetkililer, İsrail ordusunun ülkenin güneyinde yer alan tarihi ve kültürel miras alanlarına yönelik saldırılarında ciddi hasar oluştuğunu duyurdu. Lübnan Kültür Bakanı Muhammed el-Murtada, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail bombardımanının özellikle Akdeniz kıyısındaki Sur şehrindeki UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan antik alanlara, Nebatiye kentindeki Memlük dönemine ait çarşıya ve güneydeki bazı köylerde bulunan dini yapılara büyük zarar verdiğini belirtti. Bakan Murtada, bu saldırıların uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve insanlık suçu niteliği taşıdığını vurguladı.
Antik sütunun tacı düştü, kutsal mekanlar yıkıldı
Lübnan'ın güneyindeki tarihi Sur şehri, sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış bir bölge olarak biliniyor. Roma döneminden kalma hipodromu, zafer takları ve antik limanıyla ünlü bu kent, İsrail hava saldırılarında ağır hasar gördü. Yetkililer, UNESCO listesindeki alanda bulunan yaklaşık 2000 yıllık bir Roma sütununun üzerindeki taç parçasının şiddetli patlamalar sonucu yerinden fırladığını ve sütunun büyük bir bölümünün tahrip olduğunu bildirdi. Sur kentinde Müslümanlar için olduğu kadar Hristiyanlar için de kutsal kabul edilen Hızır/El-Hadır türbesi de bombalandı. Güneydeki başka bir yerleşim yerinde ise hem Müslümanların hem de Hristiyanların ortak ziyaret ettiği bir ibadethane saldırıda tamamen yıkıldı. Nebatiye şehrindeki Memlük döneminden kalma tarihi çarşı da İsrail roketleriyle vuruldu. 17. yüzyıldan kalma bu çarşı, bölgenin en önemli ticaret merkezlerinden biriydi ve geleneksel mimari dokusuyla biliniyordu.
Uluslararası hukuk ihlali mi?
Kültürel miras alanlarının savaş sırasında hedef alınması, 1954 tarihli Lahey Sözleşmesi ve ek protokolleri çerçevesinde savaş suçu olarak kabul ediliyor. Sözleşme, tarafları kültürel varlıklara saygı göstermeye ve bu varlıkların kullanımını askeri amaçlarla sınırlamamaya zorunlu kılıyor. Lübnan hükümeti bu saldırıları Birleşmiş Milletler, UNESCO ve diğer uluslararası kuruluşlara taşıdı. Kültür Bakanı Murtada, "Bu sadece bir taş yığınına verilen zarar değil, binlerce yıllık insanlık hafızasına vurulan bir darbedir. İsrail, uluslararası toplumun gözleri önünde bu suçu işlemektedir" dedi. İsrail ordusu şu ana kadar bu iddialara resmi bir yanıt vermedi. Olay, Gazze'deki savaşın ardından Lübnan-İsrail sınırında tırmanan gerilimin kültürel mirasa yayılması açısından büyük endişe yaratıyor. Uzmanlar, bölgedeki çatışmaların uzaması halinde Nebatiye, Sur ve çevresindeki sayısız arkeolojik alanın daha da fazla zarar görebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihi ve kültürel mirasın korunması konusunda hassas bir ülke olarak bu gelişmeyi yakından izlemelidir. Doğu Akdeniz'deki bu alanlar, Osmanlı döneminde de önemli merkezlerdi ve bölgenin ortak tarihini yansıtmaktadır. Türkiye'nin UNESCO nezdinde yapacağı girişimler, bu tür ihlallerin uluslararası kamuoyunda daha geniş yankı bulmasını sağlayabilir. Ayrıca, İsrail-Lübnan sınırındaki gerginliğin tırmanması, Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik dengelerini de etkileyebilecek potansiyele sahiptir. Türk dış politikası, bölgesel istikrar ve tarihi mirasın korunması için diplomatik çabalarını yoğunlaştırmalıdır.