İsrail ordusuna ait savaş uçakları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentine bağlı bir çadır kampına düzenlediği hava saldırısında aynı aileden iki Filistinli kardeşi öldürürken, en az 12 kişi de yaralandı. Yerel sağlık kaynaklarından alınan bilgiye göre, saldırıda hayatını kaybedenlerin kimlikleri Muhammed ve Ahmed el-Şerif olarak açıklandı. Saldırı, bölgede insani krizin derinleştiği bir dönemde, yerlerinden edilmiş sivillerin barındığı bir çadır kente yönelik olması nedeniyle uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. İsrail ordusu, saldırının Hamas militanlarına ait bir hedef olduğunu iddia ederken, Filistinli yetkililer ve görgü tanıkları, saldırıda ölenlerin sivil olduğunu vurguluyor.
Saldırının arka planı: İsrail-Filistin çatışmasında son durum
İsrail güçlerinin Gazze'ye yönelik saldırıları, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e düzenlediği sürpriz saldırının ardından başlayan geniş çaplı askeri operasyonun bir parçası olarak devam ediyor. Operasyon kapsamında Gazze'nin kuzeyinden güneyine doğru ilerleyen İsrail ordusu, özellikle sivil yerleşim alanlarını hedef almasıyla eleştiriliyor. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre, çatışmaların başlamasından bu yana Gazze'de 35 binin üzerinde Filistinli hayatını kaybetti, 80 binden fazla kişi yaralandı. Ölenlerin büyük çoğunluğunu kadın ve çocuklar oluştururken, Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer uluslararası kuruluşlar, Gazze'deki insani durumun “felaket boyutlarına” ulaştığı konusunda uyarılarda bulunuyor. BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), Gazze nüfusunun yaklaşık yüzde 85'inin yerinden edildiğini ve birçoğunun Refah gibi güney bölgelerdeki çadır kamplarında barınmak zorunda kaldığını belirtiyor. İsrail, saldırılarının Hamas'ın askeri altyapısını hedef aldığını savunsa da, sivil kayıpların bu denli yüksek olması, uluslararası toplumda soykırım ve savaş suçu iddialarını gündeme getiriyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hamas liderleri hakkında savaş suçu ve insanlığa karşı suç işledikleri gerekçesiyle tutuklama emri talep etmiş durumda.
Son saldırının hedefi olan çadır kampı, Refah sınır kapısı yakınlarında bulunuyor. Bölge, İsrail'in kara operasyonlarını genişletmesiyle birlikte yoğun göç alan bir nokta haline gelmişti. Görgü tanıkları, saldırı sırasında kampta büyük bir panik yaşandığını, çadırların alev aldığını ve yaralıların hastanelere güçlükle ulaştırıldığını aktarıyor. Filistin Kızılayı, saldırıda yaralananların durumunun ağır olduğunu ve sağlık ekiplerinin yetersiz kalması nedeniyle müdahalede zorluk yaşandığını bildirdi.
Bölgesel ve küresel boyut: Uluslararası tepkiler ve diplomatik çabalar
Refah'taki çadır kampına yönelik saldırı, uluslararası toplumdan geniş çaplı tepki topladı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, saldırıyı kınayarak “sivillerin korunması” çağrısı yaparken, ABD yönetimi ise İsrail'in “meşru müdafaa hakkını” tanımakla birlikte sivillerin korunması için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, “Bu tür saldırılar kabul edilemez. Uluslararası hukuka saygı gösterilmeli” açıklamasında bulundu. Mısır ve Ürdün gibi bölge ülkeleri, saldırıyı “savaş suçu” olarak nitelendirirken, Türkiye Dışişleri Bakanlığı da bir açıklama yaparak İsrail'in “insanlık dışı eylemlerini” kınadı ve derhal ateşkes sağlanması çağrısında bulundu.
Diplomatik cephede ise ateşkes görüşmeleri devam ediyor. Katar ve Mısır arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde, İsrail ile Hamas arasında esir takası ve geçici ateşkes konularında henüz bir uzlaşma sağlanamadı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın bölgeye yaptığı son ziyarette, İsrail'in Refah operasyonunu durdurması yönünde çağrı yapmasına rağmen İsrail Başbakanı Netanyahu, “Hamas'ı yok etmeden” savaşın sona ermeyeceğini belirtti. Bu durum, bölgede tansiyonun daha da yükselmesine neden oluyor. Ayrıca, İran'ın İsrail'e yönelik tehditleri ve Hizbullah'ın Lübnan sınırında artan faaliyetleri, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riskini artırıyor. Uzmanlar, Gazze'deki insani krizin derinleşmesiyle birlikte, özellikle Refah gibi yoğun nüfuslu bölgelerde daha fazla sivil kaybın yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu saldırı, Türkiye'nin Filistin meselesine verdiği siyasi desteği bir kez daha gündeme taşıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'e yönelik sert eleştirileri ve Filistin davasına sahip çıkma söylemi, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik pozisyonunu şekillendiriyor. Ancak, Türkiye'nin İsrail ile ticari ilişkilerinin devam etmesi (2023 yılında ikili ticaret hacmi 6 milyar dolar civarında) ve enerji alanındaki işbirliği olasılıkları, Ankara'nın hem insani hem de reelpolitik çıkarlar arasında denge kurmasını zorunlu kılıyor. Bu tür olaylar, Türk kamuoyunda İsrail karşıtı duyguları körüklerken, hükümetin diplomatik çabalarını daha da yoğunlaştırmasına neden oluyor. Ayrıca, Türkiye'nin Katar ve Mısır ile birlikte yürüttüğü arabuluculuk girişimleri, uluslararası alanda Ankara'nın etkinliğini artırabilir, ancak somut sonuçlar alınması için İsrail ve Hamas arasında uzlaşma sağlanması gerekiyor.