İran'ın 121 gündür süren askeri operasyonları, bugün itibarıyla Basra Körfezi'nin batı yakasına sıçradı. İran Silahlı Kuvvetleri, Bahreyn ve Kuveyt'e yönelik balistik füze ve insansız hava aracı saldırıları başlatırken, ABD savaş uçakları Hürmüz Boğazı çevresindeki İran mevzilerini ikinci gün üst üste vuruyor. Bahreyn'de hava saldırı sirenleri çalarken, Kuveyt hava savunma sistemlerini devreye aldı. Bu gelişmeler, Körfez ülkelerini doğrudan çatışmanın içine çekerken, küresel enerji piyasalarında panik havası yaratıyor. Uluslararası toplum, Hürmüz Boğazı'nın kapanması ihtimali karşısında acil toplantılar düzenliyor.
Körfez'de Yeni Cephe: Bahreyn ve Kuveyt Neden Hedef Seçildi?
İran'ın Bahreyn ve Kuveyt'e yönelik saldırıları, stratejik bir genişlemenin parçası olarak değerlendiriliyor. Bahreyn, ABD Deniz Kuvvetleri'nin Beşinci Filosu'nun ana üssü olan Manama'daki askeri tesislere ev sahipliği yaparken, Kuveyt ise Irak sınırındaki stratejik konumu ve büyük petrol rezervleriyle öne çıkıyor. Analistlere göre Tahran yönetimi, ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki baskısını dağıtmak ve koalisyon güçlerini birden çok cepheye bölmek için bu iki ülkeyi hedef aldı. Bahreyn'deki saldırılar özellikle gece saatlerinde yoğunlaşırken, Kuveyt'te hava savunma sistemleri birçok füze ve dronu düşürmeyi başardı. Ancak sivil kayıplara ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
İran devlet medyası, operasyonların 'meşru müdafaa' kapsamında olduğunu ve 'işgalci güçlerin üslerine' yönelik olduğunu duyurdu. ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığı (CENTCOM) ise yaptığı açıklamada, İran'ın eylemlerini 'provokasyon' olarak nitelendirerek, 'Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamak için gerekli tüm tedbirlerin alındığını' bildirdi. Bu arada Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de hava savunma seviyelerini yükseltti ve sivil uçuşları geçici olarak durdurdu.
Hürmüz'de Çatışma Küresel Enerji Güvenliğini Tehdit Ediyor
Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı, İran-ABD çatışmasının odağında yer alıyor. ABD'nin bölgedeki hava operasyonları, İran'ın kıyı bataryalarını ve füze rampalarını imha etmeyi hedefliyor. Ancak İran Cumhurbaşkanı, 'Boğaz'ı kapatmak için düğmeye basmaya hazır olduklarını' söyledi. Bu tehdit, petrol fiyatlarını varil başına 130 doların üzerine taşırken, küresel hisse senedi piyasalarında sert düşüşlere neden oldu. OECD ülkeleri acil petrol rezervlerini kullanma kararı alırken, Çin ve Hindistan gibi büyük ithalatçılar alternatif tedarik yolları arıyor.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, acil toplantıya çağrıldı. Rusya ve Çin, ABD'nin operasyonlarını kınarken, Batılı ülkeler İran'ın saldırganlığını kınayan bir karar taslağı üzerinde çalışıyor. Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısı yaparken, Kızılay ve Kızılhaç örgütleri bölgede insani yardım koridoru oluşturulması için girişimlerde bulunuyor. Bu arada İsrail, İran'ın kuzey sınırında yığınağa geçtiğini bildirdi ve 'gerekirse müdahale edeceklerini' duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Basra Körfezi'ndeki bu gerilim, Türkiye için birçok risk ve fırsat barındırıyor. Türkiye'nin enerji ithalatının önemli bir kısmı Körfez ülkelerinden ve İran'dan geliyor. Boğazın kapanması veya bölgede uzun süreli bir çatışma, Türkiye'de enerji fiyatlarını artırabilir ve cari açığı büyütebilir. Öte yandan Türkiye, Katar ile askeri iş birliği anlaşmaları ve Irak'ın kuzeyindeki enerji projeleriyle alternatif tedarik yolları geliştirme potansiyeline sahip. Diplomatik cephede ise Türkiye, hem İran hem de Körfez ülkeleriyle ilişkilerini dengelemek zorunda. Bölgedeki gerginlik, Türkiye'nin Libya ve Doğu Akdeniz'deki enerji politikalarını da dolaylı olarak etkileyebilir.