Güney Afrika, haftalardır süren ve özellikle siyah göçmenleri hedef alan yabancı düşmanı şiddet olaylarına sert müdahale etmemekle suçlanıyor. Nijerya, Malavi ve Somali gibi birçok Afrika ülkesi, vatandaşlarını Güney Afrika'dan tahliye etmeye başladı. Vigilante grupların düzenlediği saldırılarda en az 10 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce iş yeri yağmalandı. Uluslararası toplum, Güney Afrika hükümetini bu şiddeti durdurmak için yeterli çabayı göstermemekle eleştiriyor.
Saldırıların arka planı ve Güney Afrika'nın tutumu
Güney Afrika'da yabancı düşmanlığı, özellikle 2008'den bu yana periyodik olarak patlak veriyor. Bu kez şiddetin odağında, iş fırsatlarını ve kaynakları 'çaldıkları' gerekçesiyle diğer Afrika ülkelerinden gelen siyah göçmenler var. Saldırılar, Johannesburg ve Pretoria gibi büyük şehirlerin kenar mahallelerinde yoğunlaşıyor. Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa olayları kınamış olsa da, eleştirmenler hükümetin caydırıcı önlemler almadığını savunuyor. Polisin olaylara seyirci kaldığı ya da geç müdahale ettiği yönünde iddialar var. Güney Afrika'da yüksek işsizlik oranları (%30'un üzerinde) ve derin ekonomik eşitsizlik, yerel halk arasında göçmenlere karşı öfkeyi körüklüyor.
Bölgesel tepkiler ve uluslararası boyut
Nijerya, saldırılara en sert tepkiyi veren ülkelerin başında geliyor. Abuja, Güney Afrika Büyükelçisini geri çağırırken, Nijeryalı işletmelerin uğradığı zarar için tazminat talep ediyor. Malavi ve Somali de benzer şekilde vatandaşlarını tahliye ediyor. Afrika Birliği, Güney Afrika'yı yabancı düşmanı şiddete karşı daha kararlı adımlar atmaya çağırıyor. Bu durum, kıtadaki serbest dolaşım ve entegrasyon hedeflerini zedeliyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği de endişelerini dile getirdi. Güney Afrika'nın uluslararası itibarı, 1994'teki demokratik geçişten bu yana en ciddi şekilde sarsılma riskiyle karşı karşıya.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Afrika'daki gelişmeler, Türkiye'nin Afrika politikası açısından iki açıdan önem taşıyor. Birincisi, Türkiye'nin Sahra Altı Afrika'da artan ekonomik ve diplomatik varlığı, bu tür istikrarsızlıklardan etkilenebilir. Güney Afrika, Türkiye'nin kıtadaki en büyük ticaret ortaklarından biri. İkincisi, Türkiye'de de benzer yabancı düşmanı söylemlerin yükseldiği bir dönemde, bu olayların insani ve politik sonuçları dikkatle takip edilmeli. Ankara'nın hem kendi iç politikasında hem de kıtadaki çıkarlarını korumak adına, ayrımcılık karşıtı net bir duruş sergilemesi bölgesel ve küresel imajı açısından kritik önem taşıyor.