Zimbabve'de iktidar partisi ZANU-PF'nin desteklediği anayasa değişikliği teklifi, ulusal mecliste yapılan oylamada kabul edildi. Teklif, Devlet Başkanı Emmerson Mnangagwa'nın görev süresini iki yıl uzatmayı ve doğrudan başkanlık seçimlerini kaldırarak başkanın meclis tarafından seçilmesini öngörüyor. Muhalefet ve sivil toplum örgütleri, bu düzenlemeyi demokratik kazanımların geri alınması olarak nitelendiriyor. Teklifin yasalaşması için Senato onayı ve başkanın imzası gerekiyor; ancak iktidar partisinin her iki kanatta da çoğunluğu bulunması nedeniyle sürecin sorunsuz ilerlemesi bekleniyor. Uzmanlar, bu adımın Zimbabve'deki siyasi krizi derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Anayasa değişikliğinin arka planı ve içeriği
Zimbabve Meclisi'ne sunulan anayasa değişikliği teklifi, Devlet Başkanı Emmerson Mnangagwa'nın 2028'de sona erecek olan ikinci dönemini 2030'a kadar uzatmayı hedefliyor. Mevcut anayasaya göre bir kişi en fazla iki dönem başkanlık yapabiliyor ve her dönem beş yıl sürüyor. Ancak teklif, Mnangagwa'nın şu anki döneminin 2028'de bitmesine rağmen, geçiş hükümleriyle 2030'a kadar görevde kalmasını sağlıyor. Ayrıca, doğrudan halk oyuyla yapılan başkanlık seçimleri kaldırılarak başkanın meclis tarafından seçilmesi öngörülüyor. Bu düzenleme, iktidar partisinin meclisteki ezici çoğunluğu nedeniyle Mnangagva'nın yeniden seçilmesini neredeyse garanti altına alıyor.
Teklif, meclisteki 280 sandalyeli alt kanatta 270 kabul oyuyla geçti. Muhalefetteki Milletvekilleri İttifakı (CCC) oylamayı boykot ederken, sadece bir milletvekili ret oyu kullandı. CCC lideri Nelson Chamisa, değişikliği 'anayasal darbe' olarak nitelendirdi ve halkı barışçıl protestolara çağırdı. Sivil toplum örgütleri de benzer şekilde, bu adımın Zimbabve'nin zaten kırılgan olan demokrasisini daha da zayıflatacağını belirtiyor. Uluslararası Af Örgütü, değişikliğin ifade özgürlüğü ve toplanma hakkını ihlal ettiğini savunarak kınadı.
Bölgesel ve küresel boyut
Zimbabve'deki bu gelişme, Afrika'da artan otoriterleşme eğiliminin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Son yıllarda Uganda, Tanzanya, Ruanda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti gibi ülkelerde de anayasa değişiklikleriyle liderlerin görev süreleri uzatıldı ya da dönem sınırlamaları kaldırıldı. Batılı ülkeler ve uluslararası kuruluşlar, Zimbabve'yi demokratik gerileme konusunda uyarırken, Çin ve Rusya gibi ülkeler ise eleştirilere karşı çıkıyor. Avrupa Birliği, değişikliğin Zimbabve'nin siyasi istikrarını olumsuz etkileyeceğini ve ülkeye yönelik yaptırımların devamını gerektirebileceğini açıkladı. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı ise endişelerini dile getirerek, Zimbabve halkının iradesinin yok sayıldığını belirtti.
Ekonomik olarak zor durumdaki Zimbabve, enflasyon ve işsizlikle mücadele ederken, bu siyasi belirsizlik yabancı yatırımcıları daha da uzaklaştırabilir. Madencilik (özellikle lityum) ve tarım sektörlerinde umut verici potansiyele sahip ülke, siyasi riskler nedeniyle yatırım çekmekte zorlanıyor. Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) ise henüz resmi bir açıklama yapmadı ancak bölgesel istikrar açısından gelişmeleri yakından izlediği biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Zimbabve, Türkiye'nin Afrika açılımı kapsamında ilişkilerini geliştirdiği ülkelerden biridir. 2021 yılında imzalanan ticaret anlaşmaları ve kalkınma iş birliği projeleriyle ikili ilişkiler ivme kazanmıştır. Ancak Zimbabve'deki bu anayasa değişikliği, Türkiye'nin bölgede istikrar ve demokrasi vurgusu yapan dış politikasıyla çelişebilir. Türkiye, Afrika'da 'kazan-kazan' ilkesine dayalı ilişkiler kurarken, otoriterleşme eğilimlerine destek vermemeye özen göstermektedir. Bu gelişme, Türkiye'nin Zimbabve ile ticari ilişkilerinde kısa vadede bir değişiklik yaratmasa da, orta vadede siyasi riskleri artırabilir. Türk yatırımcıların özellikle madencilik ve altyapı alanındaki projeleri, siyasi belirsizlikten etkilenebilir. Ayrıca, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası platformlarda Türkiye'nin bu konuda net bir tutum alması beklenebilir.