İngiltere Başbakan Yardımcısı Wes Streeting, Başbakan Keir Starmer'ın görevi bırakması için herhangi bir takvim belirlemeyeceğini duyurdu. Geçtiğimiz hafta Sağlık Bakanlığı görevinden istifa eden Streeting, cumartesi günü yaptığı açıklamada, parti içinde resmi bir liderlik yarışı olması halinde aday olacağını belirtti. Bu gelişme, İşçi Partisi'nde son dönemde artan iç gerilimlerin ve Starmer'ın liderliğine yönelik sorgulamaların yeni bir boyut kazanmasına yol açtı.
Streeting'in İstifası ve Liderlik Yarışı
Wes Streeting, 10 Mayıs 2025'te Sağlık Bakanı olarak görev yaparken, hükümetin sağlık politikalarına yönelik derin görüş ayrılıkları nedeniyle istifa ettiğini açıklamıştı. Streeting'in istifası, İşçi Partisi içinde Starmer'a muhalif kanadı güçlendirdi. Streeting, 17 Mayıs'ta yaptığı basın açıklamasında, 'Partimizin geleceği için endişeliyim. Starmer'ın liderliği altında birçok vaadimiz yerine getirilmedi. Eğer bir liderlik yarışı olursa, aday olmaya hazırım' ifadelerini kullandı.
İstifasının ardından Streeting, özellikle NHS'teki (Ulusal Sağlık Sistemi) reformlar ve ekonomik politikalar konusunda hükümete sert eleştiriler yöneltti. Starmer ise Streeting'in istifasını 'kişisel bir tercih' olarak nitelendirirken, parti içindeki bölünmeleri yumuşatmaya çalışıyor. Başbakanlık Ofisi'nden yapılan açıklamada, Starmer'ın görevine devam edeceği ve herhangi bir istifa takvimi bulunmadığı vurgulandı.
İşçi Partisi'nin iç anketlerinde Starmer'ın popülaritesi son aylarda düşüş gösteriyor. Parti içinde yapılan gayriresmi yoklamalarda, Streeting'in liderlik için potansiyel bir aday olarak öne çıktığı belirtiliyor. Bununla birlikte, partinin resmi kurallarına göre, bir liderlik yarışı başlatılması için meclis grubunun en az yüzde 20'sinin talebi gerekiyor. Şu ana kadar bu eşiğe ulaşıldığına dair bir işaret yok.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Birleşik Krallık'taki bu siyasi gelişme, sadece iç politika açısından değil, aynı zamanda küresel düzeyde de yankı buluyor. Keir Starmer, Ukrayna'daki savaş ve Rusya'ya karşı yaptırımlar konusunda Batı ittifakı içinde önemli bir rol oynuyor. Ancak liderlik krizi, İngiltere'nin bu konulardaki kararlılığını sorgulatabilir. Özellikle ABD ve AB ülkeleri, İşçi Partisi'ndeki belirsizliği endişeyle izliyor. Starmer'ın istifa etmesi veya liderlik yarışına gitmesi halinde, İngiltere'nin dış politikasında bir yön değişikliği yaşanabileceği konuşuluyor.
Ekonomik cephede ise, hükümetin Brexit sonrası ticaret anlaşmalarını güvence altına alma çabaları devam ediyor. Ancak iç siyasetteki kriz, yatırımcı güvenini olumsuz etkileyebilir. Sterlin'de son haftalarda dalgalanma gözlemlenirken, Londra Borsası'nda İşçi Partisi'ne yakın şirketlerin hisselerinde düşüş kaydedildi.
İşçi Partisi'ndeki bu gelişmeler, aynı zamanda Avrupa'da yükselen aşırı sağ partilere karşı merkez solun zayıflığını da gözler önüne seriyor. Fransa ve Almanya'da da benzer iç tartışmalar yaşanırken, İngiltere'deki kriz, Avrupa sosyal demokrasisinin geleceği açısından kritik bir sınav olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki bu siyasi kriz, Türkiye-İngiltere ilişkileri açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, dolaylı sonuçları olabilir. Keir Starmer hükümeti, Türkiye’nin AB üyelik sürecine karşı daha mesafeli bir duruş sergilemişti. Ancak liderlik değişikliği halinde, özellikle Wes Streeting gibi daha sosyal demokrat bir ismin başbakan olması, Türkiye ile ilişkilerde yeni bir sayfa açabilir. Streeting, geçmişte Türkiye’nin AB ile müzakerelerine destek veren isimler arasında yer almıştı. Ekonomik olarak ise, İngiltere’deki siyasi belirsizlik, iki ülke arasındaki ticaret hacmini olumsuz etkileyebilir. Türkiye’nin en büyük ihracat pazarlarından biri olan İngiltere’deki istikrarsızlık, Türk ihracatçıları için risk oluşturmaktadır. Bu nedenle gelişmelerin yakından takip edilmesi gerekiyor.