ABD'de haziran ayı enflasyon verileri, ekonomistlerin beklentilerinin oldukça altında gerçekleşti. Hem manşet TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) hem de çekirdek enflasyon, bir önceki aya göre yavaşlama kaydetti. Bu gelişme, Federal Rezerv'in (Fed) temmuz ayındaki para politikası toplantısında faiz artırımına gitme olasılığını neredeyse sıfıra indirdi. Piyasalar, Fed'in enflasyonla mücadelede daha güvercin bir duruş sergileyeceğine yönelik beklentileri fiyatlamaya başladı.
Beklentilerin Altında Kalan Veriler
ABD Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, haziran ayında yıllık manşet enflasyon yüzde 3,0'a gerileyerek piyasa beklentisi olan yüzde 3,1'in altında kaldı. Mayıs ayında bu oran yüzde 3,3 seviyesindeydi. Çekirdek enflasyon ise yıllık bazda yüzde 3,3 ile Nisan 2021'den bu yana en düşük seviyesine indi ve yüzde 3,4 olan tahminlerin altında gerçekleşti. Aylık bazda da fiyat artışları yavaşladı; manşet enflasyon eksi yüzde 0,1 ile Aralık 2022'den bu yana ilk kez negatif bölgeye geçti. Çekirdek enflasyon aylık artışı ise yüzde 0,1 ile geçen ayki yüzde 0,2'nin altına düştü.
Analistler, özellikle barınma maliyetlerindeki yavaşlamanın ve enerji fiyatlarındaki düşüşün enflasyonun beklenenden fazla gerilemesinde etkili olduğunu belirtiyor. Benzin fiyatları haziranda yüzde 3,8 düşerken, kira artışları da aylık bazda yüzde 0,3 ile son üç yılın en düşük artış hızını kaydetti. Bu veriler, Fed'in uzun süredir beklediği 'enflasyonun kalıcı olarak düştüğüne dair' sinyaller olarak yorumlanıyor.
Fed'in Kararını Etkileyecek mi?
Fed Başkanı Jerome Powell, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamalarda, enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yüzde 2 hedefine yaklaştığına dair daha fazla kanıt görmek istediklerini vurgulamıştı. Haziran verileri, bu yönde önemli bir adım olarak değerlendirilse de, Fed yetkililerinin temkinli duruşunu koruması bekleniyor. Ancak piyasa fiyatlamaları, temmuz ayında faizlerin sabit tutulma olasılığını yüzde 95'in üzerinde görüyor. CME FedWatch verilerine göre, eylül ayında faiz indirimi ihtimali ise yüzde 75'e yükseldi.
Uzmanlar, ABD ekonomisinin yumuşak iniş yapma (enflasyon kontrol altına alınırken resesyondan kaçınma) olasılığının arttığını düşünüyor. İşgücü piyasasındaki ılımlı soğuma da bu senaryoyu destekliyor. Ancak jeopolitik riskler ve hizmet sektöründeki fiyat katılıkları hala dikkatle izleniyor.
Küresel Piyasalara Yansımalar
Haziran enflasyon verilerinin ardından ABD hisse senedi piyasaları olumlu tepki verdi. S&P 500 endeksi yüzde 1,2 yükselirken, tahvil faizleri düştü. Dolar endeksi ise 104,50 seviyesine gerileyerek beş haftanın en düşük seviyesini gördü. Gelişmekte olan ülke para birimleri dolara karşı değer kazandı. Altın fiyatları ons başına 2 bin 400 doların üzerine çıkarak rekor seviyelere yaklaştı.
Avrupa ve Asya borsaları da olumlu havadan etkilendi. Yatırımcılar, Fed'in faiz indirim döngüsüne erken başlayabileceği beklentisiyle risk iştahının arttığı bir döneme girildiğini değerlendiriyor. Ancak, enflasyonun yapışkan kalması durumunda Fed'in bekle-gör politikasını sürdürebileceği uyarısı yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de enflasyonun gerilemesi ve Fed'den faiz indirimi beklentilerinin güçlenmesi, gelişmekte olan ülkeler için olumlu bir dış finansman ortamı yaratıyor. Türkiye gibi yüksek dış borçlu ve cari açık veren ekonomiler için doların zayıflaması, TL üzerindeki baskıyı azaltabilir. Ayrıca, Fed'in faiz indirimlerine başlaması durumunda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz indirimi için daha fazla alanı olabilir. Ancak, Türkiye'nin kendi enflasyon dinamikleri (iç talep, ücret artışları, kur geçişkenliği) nedeniyle TCMB'nin yakın vadede faiz indirmesi beklenmiyor. Küresel likidite koşullarının iyileşmesi, sıcak para girişlerini hızlandırarak Borsa İstanbul'a ve TL varlıklara olumlu yansıyabilir. Bununla birlikte, jeopolitik riskler ve yurt içi siyasi belirsizlikler, Türkiye'nin bu olumlu küresel konjonktürden tam anlamıyla faydalanmasını engelleyebilir.