İran, ABD'nin İran hedeflerine yönelik beş saatlik saldırısına misilleme olarak Salı günü Ürdün ve Bahreyn'e füzeler fırlattı. Böylece Hürmüz Boğazı'nın kontrolü için iki ülke arasındaki çatışma yeni bir boyut kazandı. Reuters'ın haberine göre, ABD ordusu Pazartesi günü geç saatlerde İran'ın askeri tesislerine yönelik geniş çaplı bir operasyon başlatırken, Tahran yönetimi de harekete geçerek bölgedeki ABD müttefiklerine yönelik saldırılar başlattı. Çatışmaların odağında, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı bulunuyor.
Gelişmelerin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer programına ve bölgesel faaliyetlerine yanıt olarak daha önce İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikası izlemişti. Ancak son saldırı, doğrudan askeri müdahalenin eşiğini aşmış oldu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), operasyonun İran'ın devrim muhafızlarına ait füze rampaları ve patlayıcı yüklü insansız hava araçlarını (İHA) hedef aldığını duyurdu. İran ise saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve meşru müdafaa hakkı kapsamında yanıt verdiğini açıkladı.
İran'ın Ürdün ve Bahreyn'e yönelik füze saldırıları, bölgedeki tansiyonu daha da yükseltti. Bahreyn, ABD Donanması'nın Beşinci Filosu'na ev sahipliği yaparken, Ürdün ise İsrail ile sınır komşusu olması nedeniyle kritik bir konumda bulunuyor. Saldırılar sonucu can kaybı yaşanıp yaşanmadığı henüz netleşmezken, bölge ülkeleri acil güvenlik toplantıları düzenlemeye başladı. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar, artan gerilimden derin endişe duyduklarını belirterek taraflara itidal çağrısı yaptı.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya enerji arzının can damarı olarak kabul ediliyor. Boğazın kontrolü için verilen mücadele, yalnızca bölgesel değil, küresel bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. Petrol fiyatları, çatışmaların ardından yüzde 10'a yakın yükselişle 80 doların üzerine çıktı. Analistler, boğazın tamamen kapanması durumunda ham petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkabileceğini öngörüyor. Çin, Hindistan ve Avrupa Birliği gibi büyük petrol ithalatçıları, gelişmeleri endişeyle takip ediyor.
ABD'nin bölgedeki müttefikleri de alarm durumuna geçmiş durumda. İsrail, olası bir İran saldırısına karşı hava savunma sistemlerini devreye alırken, Suudi Arabistan ve BAE, kendi hava sahalarını ve denizden gelen tehditleri izlemek üzere koordinasyonu artırdı. NATO, krizi diplomatik yollardan çözme çağrısı yaparken, Rusya ise çatışmaların büyümesinden endişe duyduğunu ve tarafları sükunete davet ettiğini açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji tedarikinde alternatif güzergâh arayışlarını hızlandırabilir. Türkiye, halihazırda enerjisinin büyük bölümünü ithal ederken, boğazın kapanması doğrudan fiyat artışı ve tedarik kesintisine yol açabilir. Ancak Türkiye, Rusya ve İran'la olan enerji anlaşmaları ve Azerbaycan üzerinden Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı'na (TANAP) bağımlı olduğundan, etkileri sınırlı kalabilir. Diplomatik düzlemde ise Türkiye, hem İran hem de ABD ile diyaloğa açık olup, bölgesel istikrarsızlığı azaltmak için arabuluculuk yapma potansiyeline sahiptir.