İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları, Ekim ayında ilan edilen ateşkese rağmen sivilleri hedef almaya devam ediyor. Son verilere göre, ateşkesin ardından geçen aylarda Gazze'de her gün ortalama bir çocuk hayatını kaybediyor. Bu durum, ateşkesin insani bir rahatlama sağlamadığını, aksine çatışmaların düşük yoğunluklu da olsa sürdüğünü gösteriyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, çocuk ölümlerinin savaş suçu teşkil edebileceği uyarısında bulunurken, uluslararası toplumun tepkisi sınırlı kalıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Ekim 2023'te varılan geçici ateşkes anlaşması, taraflar arasında büyük çaplı çatışmaları durdurmayı amaçlıyordu. Ancak İsrail ordusu, sözde terör hedeflerine yönelik hava saldırılarına devam ediyor. Bu saldırılarda çoğunlukla sivil yerleşimler vurulurken, ölenlerin büyük bir kısmını çocuklar ve kadınlar oluşturuyor. Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ateşkes sonrası en az 150 çocuk hayatını kaybetti. Bu rakam, çatışmaların yoğun olduğu dönemdeki kadar yüksek olmasa da, her gün bir çocuğun ölmesi insani krizin derinliğini ortaya koyuyor. Ayrıca, abluka nedeniyle gıda, su ve ilaç sıkıntısı yaşanırken, hastanelerin çalışamaz hale gelmesi ölümleri artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki insani felaket, sadece Filistinlilerin değil, tüm bölgenin istikrarını tehdit ediyor. Çatışmaların uzaması, İran destekli grupların İsrail'e yönelik saldırılarını yoğunlaştırmasına yol açarken, Lübnan sınırında da gerginlik artıyor. Uluslararası toplum, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için çaba göstermezken, ABD'nin İsrail'e askeri desteği sürüyor. Avrupa Birliği ise insani yardım çağrıları yapmakla yetiniyor. Bu durum, uluslararası hukukun ve insan haklarının bölgesel çatışmalarda ne kadar zayıf kaldığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Öte yandan, İsrail'deki aşırı sağcı hükümetin Filistin politikaları, iki devletli çözüm umutlarını da zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki insani dram, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk ve insani yardım rolünü ön plana çıkarıyor. Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinirken, son dönemde İsrail ile tansiyonu düşürmeye çalışıyor. Ancak çocuk ölümlerinin devam etmesi, Ankara'nın Katar ve Mısır ile birlikte yürüttüğü ateşkes girişimlerinin yetersiz kaldığını gösteriyor. Bu durum, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu korumak için daha etkin diplomatik adımlar atmasını gerektirebilir. Ayrıca, Türk kamuoyunda Filistin'e duyulan hassasiyet, hükümeti daha sert tedbirler almaya zorlayabilir.