Altın, 2022'den bu yana ilk kez bir ayı piyasasına girdi. Değerli maden, 30 Ekim 2024'te ulaştığı ons başına 2.790 dolar seviyesindeki tüm zamanların en yüksek seviyesinden bu yana %14 değer kaybetti. 91 gün süren bu düşüş, altının 2008'den bu yana en hızlı ayı piyasası girişi olarak kayıtlara geçti. Uzmanlar, bu sert düşüşün ardında ABD dolarının güçlenmesi, Fed'in faiz politikaları ve jeopolitik risklerin fiyatlanması gibi faktörlerin yattığını belirtiyor.
Altındaki düşüşün dinamikleri
Altın, tarihsel olarak enflasyon ve jeopolitik belirsizlik dönemlerinde güvenli liman olarak görülür. Ancak son aylarda bu rolü sorgulanmaya başladı. Özellikle ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerini ertelemesi, dolar endeksinin (DXY) 107 seviyelerine yükselmesi altın fiyatlarını baskıladı. Altın, dolar cinsinden fiyatlandığı için güçlü dolar karşısında değer kaybediyor. Ayrıca, küresel risk iştahının artmasıyla yatırımcıların daha yüksek getirili varlıklara yönelmesi de altına olan talebi azalttı.
Bir diğer önemli faktör ise merkez bankalarının altın alımlarındaki yavaşlama. 2022 ve 2023 yıllarında rekor seviyelere ulaşan merkez bankası alımları, 2024'ün son çeyreğinde azalma sinyali verdi. Çin, Polonya ve Hindistan gibi ülkelerin alımları devam etse de, toplam talep önceki yıllara göre geriledi. Goldman Sachs analistleri, bu durumun altının yükseliş hikayesini zayıflattığını belirtiyor.
Küresel piyasalara yansımaları
Altındaki düşüş, diğer emtialara ve gelişmekte olan ülke piyasalarına da yansıdı. Gümüş, platin ve paladyum da benzer oranlarda değer kaybederken, altın madenciliği şirketlerinin hisseleri düştü. Öte yandan, düşük altın fiyatları fiziki talep açısından fırsat olabilir. Özellikle düğün sezonunun yoğun olduğu Hindistan ve Çin gibi ülkelerde kuyumcu talebinin artması bekleniyor.
Jeopolitik cephede, Rusya-Ukrayna savaşı ve Çin'in ekonomik yavaşlaması gibi faktörler daha önce altına olan talebi artırmıştı. Ancak bu risklerin büyük ölçüde fiyatlandığı ve yeni bir şok olmadığı sürece altının kısa vadede toparlanmasının zor olacağı ifade ediliyor. UBS, 2025 yılı sonu için ons başına 2.600 dolar tahmininde bulunurken, bazı analistler 2.400 dolar seviyesinin test edilebileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Altın fiyatlarındaki düşüş, Türkiye ekonomisi için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, yüksek enflasyon ve TL'nin değer kaybı nedeniyle altına yoğun ilgi gösteren bir ülke. Vatandaşlar ve yatırımcılar için düşük fiyatlar, fiziki altın alımını cazip hale getirebilir. Ancak Merkez Bankası'nın altın rezervlerinin değer kaybetmesi, döviz rezervleri üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, altın ithalatı cari açığı artıran bir faktör olduğundan, düşük fiyatların ithalatı stimüle etmesi durumunda dış denge olumsuz etkilenebilir. Küresel piyasalardaki bu gelişme, Türkiye'nin faiz politikası ve enflasyonla mücadelesi açısından da takip edilmeli: Fed'in faiz indirimlerini ertelemesi, TCMB'nin elini zorlaştırabilir ve TL üzerinde değer kaybı baskısını sürdürebilir.