İran Devrim Muhafızları Ordusu, 25 Haziran 2025 Salı günü yaptığı açıklamada, Basra Körfezi'ndeki Bahreyn ve Kuveyt'te bulunan ABD askeri üslerine füze saldırısı düzenlediğini duyurdu. Açıklamada, saldırıların 'Amerikan işgal güçlerine' yönelik olduğu ve İran'ın egemenlik haklarını koruma kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi. Bununla birlikte, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin Hürmüz Boğazı'nda uluslararası deniz hukukuna aykırı hareket eden iki 'uyumsuz' petrol tankerini durdurduğu ve gemileri İran karasularına yönlendirdiği ifade edildi. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ise henüz resmi bir yanıt vermezken, bölgedeki güvenlik kaynakları saldırıların sınırlı hasara yol açtığını ve can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Bu gelişme, Körfez bölgesinde tansiyonu yeniden tırmandırırken, uluslararası petrol piyasalarında da tedirginliğe neden oldu.
Gelişmenin arka planı
İran'ın bu hamlesi, ABD ile Tahran yönetimi arasında son aylarda artan gerilimin bir parçası olarak değerlendiriliyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın 2020 yılında İranlı komutan Kasım Süleymani'yi öldürmesinin ardından iki ülke arasındaki ilişkiler tarihin en düşük seviyesine inmişti. Son dönemde İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması ve nükleer anlaşma müzakerelerinin askıda kalması, Batılı ülkelerin yeni yaptırım dalgalarını gündeme getirmişti. Devrim Muhafızları'nın bu saldırısı, İran'ın caydırıcılık kapasitesini gösterme çabası olarak yorumlanırken, aynı zamanda iç siyasette artan baskılara karşı bir dikkat dağıtma stratejisi olabileceği belirtiliyor.
Hürmüz Boğazı'nda durdurulan tankerlerin bağlı olduğu ülkeler ve yüklerinin niteliği konusunda henüz net bilgi bulunmuyor. Ancak, İran'ın geçmişte de benzer şekilde 'kaçakçılık' veya 'çevre kirliliği' gerekçesiyle tankerlere el koyduğu biliniyor. Bölgedeki deniz trafiğinin yaklaşık %20'sini oluşturan petrol sevkiyatı, bu tür olaylarda küresel enerji arzı açısından kritik önem taşıyor. Uzmanlar, İran'ın bu adımının, ABD ve müttefiklerine karşı bir pazarlık kozu olarak kullanılabileceğini ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bahreyn'deki ABD Deniz Kuvvetleri Beşinci Filosu'nun ana üssü ve Kuveyt'teki El Cibr el-Hava Üssü, Körfez'deki Amerikan askeri varlığının en önemli merkezleri arasında yer alıyor. İran'ın bu iki ülkeyi hedef alması, bölgedeki müttefiklerine de gözdağı verme amacı taşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin de ABD'nin füze kalkanı sistemlerine ev sahipliği yaptığı düşünüldüğünde, İran'ın saldırıları tüm Körfez ülkelerini tehdit ediyor. BM Güvenlik Konseyi'nin acil toplantı çağrıları sürerken, Rusya ve Çin'in İran'a yönelik yaptırımların kaldırılması yönündeki talepleri dikkat çekiyor. Petrol fiyatları, bu haberin ardından anlık olarak %3 yükselirken, piyasalar ABD'nin olası misillemesini bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez bölgesinden ve İran'dan karşılamaktadır. İran'ın Hürmüz Boğazı'nda tanker trafiğini tehdit etmesi, Türkiye'nin petrol ve doğal gaz tedarikinde aksamalara yol açabilir. Ayrıca, ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri varlığını da etkileyebilir. Ankara, bölgesel istikrarın korunması için hem Washington hem de Tahran'la diyalog kanallarını açık tutmak zorundadır. Bu kriz, Türkiye'nin enerji güvenliğini çeşitlendirme çabalarının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.