İran Devrim Muhafızları, 8 Ocak 2020 sabahı erken saatlerde Kuveyt'teki üç önemli ABD askeri üssünü balistik füzelerle hedef aldığını duyurdu. İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre, saldırılar 'Şehit Süleymani Operasyonu' kapsamında gerçekleştirildi ve ABD'nin Irak'ta İranlı general Kasım Süleymani'yi öldürmesine misilleme olarak yapıldı. Hedef alınan üsler arasında el-Udeyd Hava Üssü, Kerkesiye ve Camp Arifjan bulunuyor. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), saldırılarda can kaybı olmadığını, ancak bazı maddi hasarların meydana geldiğini açıkladı. Kuveyt hükümeti ise saldırıyı kınayarak, ülkesinin bir çatışma alanına dönüşmesini istemediğini vurguladı.
Gelişmenin arka planı
İran'ın bu saldırısı, ABD'nin 3 Ocak 2020'de Bağdat Havalimanı'nda düzenlediği drone saldırısıyla İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani'yi öldürmesine doğrudan bir yanıt olarak geldi. Süleymani'nin öldürülmesi, Ortadoğu'da İran ile ABD arasında yıllardır süren gerilimi patlama noktasına getirmişti. İran lideri Ali Hamaney, 'sert bir intikam' sözü vermiş ve ülke genelinde yas ve öfke dalgası yayılmıştı. Kuveyt, stratejik konumu nedeniyle ABD'nin bölgedeki en önemli askeri üslerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor. Ülkede yaklaşık 13.000 ABD askeri konuşlanmış durumda ve bu üsler, Irak, Suriye ve Körfez'deki operasyonlar için lojistik merkez işlevi görüyor. İran'ın Kuveyt'teki üsleri hedef alması, sadece askeri bir hamle değil, aynı zamanda ABD'nin bölgedeki müttefiklerine de bir gözdağı olarak yorumlanıyor.
Füze saldırıları, İran'ın ABD güçlerine karşı ilk doğrudan askeri eylemi olma özelliği taşıyor. Daha önce İran, vekil güçler aracılığıyla ABD hedeflerine saldırırken, bu kez doğrudan kendi silahlı kuvvetleriyle harekete geçti. Saldırıda kullanılan füzelerin, İran'ın yeni nesil 'Fateh-110' ve 'Zülfikar' balistik füzeleri olduğu belirtiliyor. CNN, İran'ın 15 ila 20 füze fırlattığını, bunlardan 11'inin hedefe ulaştığını aktardı. ABD, saldırı öncesinde istihbarat alarak bazı birlikleri sığınaklara çekmişti, bu nedenle can kaybı olmadı.
Bölgesel ve küresel boyut
Saldırı, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, tüm Körfez bölgesindeki güç dengesini etkiledi. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi ülkeler, ABD ile derin askeri işbirliği içinde oldukları için İran'ın bu hamlesi karşısında tedirgin oldu. Suudi Arabistan, saldırıyı kınayan bir açıklama yaparken, Katar ise diplomatik çözüm çağrısında bulundu. Irak, İran'ın saldırıyı kendi hava sahasından yapmasına izin vermediğini duyurdu, ancak füze izleri Irak semalarından geçmiş olabilir. NATO, acil bir toplantı çağrısı yaparken, Avrupa Birliği taraflara itidal çağrısında bulundu. Petrol fiyatları, saldırı haberinin ardından yüzde 5'in üzerinde yükseldi ve brent petrol varili 70 doların üzerine çıktı. Küresel piyasalar, olası bir sıcak çatışmanın enerji arz güvenliğini tehdit etmesinden endişe duyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’ın ABD üslerine yönelik bu saldırısı, Türkiye’yi doğrudan etkileyen bir gelişmedir. Türkiye, İran ile komşu olması ve ABD ile NATO müttefiki olması nedeniyle iki taraf arasında denge politikası yürütmektedir. Saldırı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Suriye’deki askeri varlığını tehdit edebilecek bölgesel bir tırmanışı beraberinde getirebilir. Ayrıca, Türkiye’nin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı İran ve Irak’tan gelen doğalgaz ve petrol sevkiyatları risk altına girmiştir. Ankara, her iki ülkeyle de diplomatik kanalları açık tutarken, Birleşmiş Milletler nezdinde itidal çağrısında bulunmuştur. Bu kriz, Türkiye’nin bölgesel bir savaşın içine çekilme riskini artırmakta ve Türk dış politikasını daha temkinli adımlar atmaya zorlamaktadır.