ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump'ın doğumla vatandaşlık hakkını kaldırmaya yönelik yürütme emrinin anayasaya uygunluğunu değerlendirecek. Mahkemenin bu hafta içinde açıklaması beklenen karar, Trump'ın göçmenlik politikalarının en tartışmalı adımı olarak görülüyor. Nisan ayında görülen davada, yönetim ABD'de doğan herkese vatandaşlık veren Anayasa'nın 14. Ek Maddesi'nin yalnızca yasal daimi ikamet sahiplerinin çocuklarına uygulanması gerektiğini savundu. Muhalifler ise bu yorumun 150 yıllık içtihadı altüst edeceğini belirtiyor.
Arka plan ve hukuki boyut
Trump, 2025 yılının başında imzaladığı başkanlık emriyle, belgesiz göçmenlerin ve geçici vize sahiplerinin ABD'de doğan çocuklarının otomatik vatandaşlık almasını engellemeyi hedeflemişti. Emir, federal mahkemelerde derhal durdurulmuş ve ülke genelinde hukuki bir savaşa yol açmıştı. Yüksek Mahkeme'nin kararı, sadece doğumla vatandaşlık meselesini değil, aynı zamanda başkanlık yetkilerinin sınırlarını da netleştirecek. Trump yönetimi, Anayasa'nın 14. Ek Maddesi'ndeki “yargı yetkisine tabi” ifadesinin Kongre’ye bu konuda düzenleme yapma yetkisi verdiğini iddia ediyor. Ancak hukukçular, bu yorumun 1898'deki Wong Kim Ark davasında belirlenen içtihadı göz ardı ettiğini vurguluyor.
Trump'ın bu girişimi, seçim kampanyasının temel vaatlerinden biriydi ve destekçileri arasında popülerliğini koruyor. Öte yandan, sivil toplum örgütleri ve göçmen hakları savunucuları, kararın yüz binlerce çocuğu vatansız bırakabileceği uyarısında bulunuyor. Mahkemeden çıkacak karar, aynı zamanda diğer ülkelerdeki benzer tartışmaları da etkileyebilir. Özellikle Avrupa'da doğumla vatandaşlık uygulamasına sahip ülkeler, bu kararı yakından izliyor.
Küresel ve bölgesel yansımalar
ABD'nin doğumla vatandaşlık politikasını değiştirmesi, uluslararası hukuk ve göç rejimleri açısından önemli bir emsal oluşturabilir. Kanada, Meksika ve birçok Latin Amerika ülkesi, sınırsız doğumla vatandaşlık uygularken; Avrupa ülkeleri genellikle kan bağı esasına dayalı modeller benimsiyor. Yüksek Mahkeme'nin Trump lehine karar vermesi halinde, düzensiz göçle mücadele eden ülkelerin benzer adımlar atması beklenebilir. Ayrıca, bu karar ABD'nin uluslararası itibarını ve “göçmen ülkesi” imajını da derinden etkileyecek. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, vatansızlığın önlenmesi için doğumla vatandaşlığın önemine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de doğumla vatandaşlık uygulaması bulunmamakla birlikte, ABD'deki bu karar özellikle Türk diasporasını yakından ilgilendiriyor. ABD'de yaşayan yaklaşık 500 bin Türk vatandaşının bir kısmının geçici veya belgesiz statüdeki çocukları bu karardan doğrudan etkilenebilir. Ayrıca, kararın AB göç politikalarına olası yansımaları, Türkiye'nin AB ile göç konusundaki iş birliğini de şekillendirebilir. Küresel ölçekte vatandaşlık tanımının daralması, uluslararası koruma mekanizmalarını zayıflatma potansiyeli taşıdığından, Türkiye'nin mülteci politikasında da yeni tartışmalara yol açabilir.