ABD Yüksek Mahkemesi, eski Başkan Donald Trump'a karşı açılan üç önemli davada 3-1'lik bir yenilgi yaşattı. Mahkeme, posta ile kullanılan oyların geçerliliği, yazar E Jean Carroll’ın cinsel saldırı iddiasıyla ilgili tazminat davası ve Beyaz Saray’ın eski bir danışmanının işten çıkarılması gibi kritik konularda kararlar verdi. Bu kararlar, Trump'ın hukuki süreçlerinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Yüksek Mahkeme, posta yoluyla kullanılan oyların kabulüne ilişkin bir davada, eyaletlerin belirlediği son tarihlerden sonra ulaşan oyların geçersiz sayılmasını öngören bir düzenlemeyi onayladı. Bu karar, özellikle 2024 başkanlık seçimleri öncesinde tartışmalı bir konuyu netleştirdi. Mahkeme, Trump'ın itirazlarına rağmen, posta oylarının güvenilirliği konusunda daha önce alınan kararları korudu.
E Jean Carroll davasında ise Mahkeme, Trump'ın Carroll'a yönelik cinsel saldırı iddialarıyla ilgili olarak kendisini koruyan yargı dokunulmazlığını reddetti. Carroll, 1990'larda Trump tarafından bir mağazada taciz edildiğini iddia etmişti. Mahkeme, Trump'ın başkanlık dönemindeki eylemlerinin özel hayatına ait olduğu gerekçesiyle dokunulmazlık talebini kabul etmedi ve davanın devam etmesine hükmetti.
Üçüncü dava ise Beyaz Saray Ulusal Ekonomi Konseyi'nde görev yapan Lisa Cook'un işten çıkarılmasıyla ilgiliydi. Cook, Trump yönetimi tarafından siyasi nedenlerle işten çıkarıldığını iddia etmişti. Yüksek Mahkeme, Cook'un lehine karar vererek, başkanlık atamalarının keyfi olarak sonlandırılamayacağını vurguladı. Bu karar, federal çalışanların iş güvencesi açısından emsal teşkil ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu kararlar, ABD'de hukukun üstünlüğü ve yürütme erkinin sınırları açısından önemli bir mesaj niteliği taşıyor. Mahkemenin Trump'ın itirazlarını geri çevirmesi, eski başkanların bile yargı önünde eşit olduğunu gösteriyor. Küresel çapta, bu durum demokratik kurumların işleyişi açısından bir referans noktası oluşturuyor. Özellikle posta oylarıyla ilgili karar, birçok ülkede seçim güvenliği tartışmalarını etkileyebilir. Ayrıca Carroll davası, cinsel taciz iddialarının zamanaşımına uğramaması gerektiği yönünde uluslararası bir emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. ABD'de hukukun üstünlüğüne vurgu yapılması, uluslararası hukuk normlarının güçlenmesine katkı sağlıyor. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde hukuki süreçlerin şeffaflığı konusunda benzer beklentilere sahip olabilir. Ayrıca posta oyları kararı, seçim güvenliği tartışmalarının küresel boyutunu hatırlatıyor. Türkiye'de de seçim mevzuatı tartışılırken bu kararın referans alınması mümkün. Ancak doğrudan bir etkiden söz etmek zor, zira kararlar iç ABD hukuku kapsamında.