2026 FIFA Dünya Kupası'na henüz aylar olmasına rağmen, turnuvanın en büyük krizlerinden biri şimdiden patlak verdi. Amerikan vize politikaları, katılımcı ülkelerin yüzde 25'inden fazlasını doğrudan etkiliyor. Hakemlerden taraftarlara kadar binlerce kişi, ABD'ye giriş yapamıyor veya vize başvurularında reddediliyor. Turnuvanın ev sahipleri arasında yer alan ABD, Meksika ve Kanada'nın yanı sıra, organizasyonun büyük bölümü Amerikan topraklarında oynanacak. Ancak Dünya Kupası'na katılacak 48 ülkeden 27'si, Washington'un farklı derecelerdeki seyahat kısıtlamalarına tabi. Bu kısıtlamalar, vize başvuru süreçlerinin uzamasından tamamen reddedilmeye kadar geniş bir yelpazede uygulanıyor.
Son olarak, bir hakemin ABD'ye girişine izin verilmemesi büyük yankı uyandırdı. Orta Amerika kökenli olduğu belirtilen hakem, vize başvurusunun gerekçesiz reddedilmesi üzerine turnuvada görev alamayacağını açıkladı. Bu durum, FIFA ve ev sahibi ülkeler arasında diplomatik gerilime yol açtı. FIFA yetkilileri, maçların aksamaması için acil çözüm üretilmesi gerektiğini vurgularken, ABD Dışişleri Bakanlığı ise sürecin yasal prosedürlere uygun işlediğini savunuyor.
Vize sorununun boyutu: 10 ülke kritik listede
ABD, başta Afrika ve Asya ülkeleri olmak üzere 10 ülkeye vize başvurularında ek güvenlik taraması uyguluyor. Bu ülkeler arasında İran, Suriye, Yemen, Somali ve Kuzey Kore gibi savaş veya yaptırım altındaki devletler yer alıyor. Ancak listenin dışındaki birçok ülke için de vize almak giderek zorlaşıyor. Örneğin, Brezilya ve Arjantin gibi Güney Amerika devletlerinden gelen taraftarlar, geçmiş yıllara göre daha sıkı kontrollerle karşılaşıyor. Vize başvurusu sırasında istenen belgelerin sayısı arttı, görüşme süreleri uzadı. Amerikan konsolosluklarında yaşanan personel yetersizliği ve yoğunluk, başvuru sonuçlanma sürelerini altı aya kadar çıkarıyor.
Turnuvanın başlamasına kısa bir süre kala bu durum, hem organizasyon komitesini hem de seyahat acentelerini endişelendiriyor. Halihazırda milyonlarca bilet satılmış durumda; ancak bilet sahiplerinin önemli bir kısmının vize alamayacağı öngörülüyor. FIFA, ev sahibi ülkelerden vize süreçlerini hızlandırmalarını resmen talep etti. ABD'deki Kongre üyeleri ise konuyu gündeme taşıyarak, sporun siyasi engellere takılmaması gerektiğini dile getiriyor.
Küresel yansımalar: ekonomik ve diplomatik boyut
Yaşanan bu kriz, yalnızca bireysel seyahatleri değil, aynı zamanda ülkeler arası ilişkileri de etkiliyor. Pek çok ülke, vatandaşlarının Dünya Kupası'na katılımının engellenmesini ulusal bir hakaret olarak yorumluyor. Özellikle Afrika Birliği ve Arap Ligi üyesi ülkeler, ABD'ye ortak bir nota vermeyi değerlendiriyor. Öte yandan, turizm sektörü de büyük kayıp bekliyor. Dünya Kupası'nın ABD ekonomisine 5 milyar doların üzerinde katkı sağlaması beklenirken, vize sorunları bu rakamı ciddi ölçüde düşürebilir. Otel rezervasyonları iptal edilmeye başlandı, havayolu şirketleri bilet satışlarında düşüş rapor ediyor.
Diplomatik cephede ise ABD, müttefikleriyle bile vize konusunda sorun yaşıyor. Meksika ve Kanada, turnuvanın ortak ev sahibi olarak kendi ülkelerine girişlerde ek kolaylık sağlamaya çalışıyor; ancak ABD'ye geçiş yapacak konuklar yine aynı engelle karşılaşıyor. Bu durum, üç ülke arasında imzalanan USMCA ticaret anlaşmasının ruhuna aykırı bulunuyor. Uzmanlar, sorunun çözülmemesi halinde Dünya Kupası'nın itibarının zedeleneceğini ve gelecekteki büyük organizasyonlar için de emsal teşkil edeceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, küresel düzeydeki vize ve seyahat kısıtlamalarının Türk vatandaşlarına da yansıyabileceğini gösteriyor. ABD ile Türkiye arasındaki vize süreçleri zaten sıkıntılıyken, Dünya Kupası döneminde bu sorunların daha da derinleşmesi olası. Ayrıca, organizasyonda yer alacak Türk hakem veya futbolcuların benzer sorunlarla karşılaşma riski bulunuyor. Bölgesel olarak, Türkiye'nin Orta Doğu ve Afrika ülkeleriyle olan bağları düşünüldüğünde, bu ülkelerin vize mağduriyeti, Türkiye'nin diplomatik girişimlerini de etkileyebilir. Türkiye, uluslararası spor organizasyonlarının siyasi engellere takılmaması için arabuluculuk rolü üstlenebilir.