Bolivya'da Mayıs ve Haziran aylarında yaşanan olaylar, ülkenin son yıllardaki en ciddi siyasi krizlerinden birine işaret ediyor. La Paz sokaklarında toplanan binlerce protestocu, Devlet Başkanı Rodrigo Paz'ın istifasını talep ederken, Bolivya polisi kalabalığa sert müdahalede bulundu. Gösteriler sırasında yüzlerce kişi gözaltına alındı, çok sayıda protestocu yaralandı. Bu müdahale, 50 günü aşan eylem sürecinin en kanlı anları olarak kayıtlara geçti. Muhalefet ve insan hakları örgütleri, orantısız güç kullanımını kınarken, olayların arka planında ABD'nin Bolivya'ya sağladığı polis eğitimi ve güvenlik yardımının rolü sorgulanıyor.
Protestoların arka planı ve şiddet tırmanışı
Gösteriler, hükümetin ekonomik politikalarına ve yolsuzluk iddialarına karşı duyulan öfkenin birikmesiyle başladı. Özellikle kırsal kesimdeki yoksul aileleri etkileyen yakıt ve gıda fiyatlarındaki artış, halkı sokaklara döktü. İlk haftalarda barışçıl geçen eylemler, polisin müdahalesiyle giderek daha gergin bir hal aldı. 15 Mayıs'ta başkentteki hükümet binalarını kuşatan kalabalığa polis, biber gazı ve tazyikli su ile karşılık verdi. Çatışmalarda 30'dan fazla kişi hastanelik oldu. 10 Haziran'da ise polis, gece saatlerinde ana meydanı boşaltmak için sert bir operasyon düzenledi; 200'den fazla kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında gazeteciler ve insan hakları aktivistleri de bulunuyor. Bolivya İnsan Hakları Komisyonu, polisin keyfi gözaltı ve işkence yaptığına dair raporlar yayımladı.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD'nin rolü
Bu olayların en tartışmalı yanlarından biri, ABD'nin Bolivya'ya verdiği güvenlik yardımı. ABD Dışişleri Bakanlığı verilerine göre, 2024 mali yılında Bolivya polisine yönelik eğitim ve teçhizat yardımı 15 milyon doları buldu. Eleştirmenler, bu yardımın Bolivya hükümetine muhalefeti bastırma gücü verdiğini savunuyor. ABD ise yardımların uyuşturucu kaçakçılığı ve organize suçla mücadeleye yönelik olduğunu, iç siyasete karışma amacı taşımadığını belirtiyor. Ancak, La Paz'taki olaylarda kullanılan bazı ekipmanların ABD menşeli olduğu tespit edildi. Bu durum, Latin Amerika ülkelerinde ABD askeri yardımının demokratik süreçlere etkisi konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Şili ve Arjantin gibi komşu ülkeler, Bolivya'da diyalog çağrısı yaparken, Venezuela yönetimi ABD'yi Bolivya'da 'darbe teşebbüsüne destek vermekle' suçladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Latin Amerika'da artan siyasi krizlerin küresel bir yansıması olarak Türkiye'yi de ilgilendiriyor. Türkiye, son yıllarda Bolivya ile ticari ilişkilerini geliştirme çabasında. Özellikle savunma sanayiinde yapılan anlaşmalar, kriz durumunda risk altına girebilir. Ayrıca, Türkiye'nin dış politikada 'insani diplomasi' vurgusu yaptığı bir dönemde, ABD'nin bir Latin Amerika ülkesinde şiddet olaylarına dolaylı desteği, Ankara'nın bölgeye yönelik bağımsız politika üretme kapasitesini test ediyor. Türk yetkililer, benzer krizlerde kendi deneyimlerini referans alarak orantılı güç kullanımı ve diyalog çağrısı yapabilir.