ABD ve İran arasında uzun süredir devam eden dolaylı görüşmelerin, nükleer program ve Hürmüz Boğazı'nın güvenliği konularında bir mutabakatla sonuçlandığı bildiriliyor. Avrupa ve dünya, bu mutabakatın kalıcı bir anlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceğini dikkatle izliyor. İki taraf arasında varılan anlayış, özellikle İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması ve petrol tankerlerinin geçiş güvenliğinin sağlanması gibi kritik başlıkları kapsıyor. Ancak anlaşmanın nihai hale gelmesi için her iki tarafın da iç siyasi engelleri aşması gerekiyor.
Görüşmelerin Arka Planı ve Kapsamı
Görüşmeler, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak çekilmesiyle çökmesinin ardından yeniden başlatılmıştı. Biden yönetimi, İran'ın nükleer faaliyetlerini yeniden kısıtlama altına almak ve bölgesel gerilimi azaltmak amacıyla bir dizi dolaylı müzakere yürütüyor. Son mutabakat, İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum stoğunu dondurması ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) denetimlerine tam erişim sağlaması karşılığında, ABD'nin bazı yaptırımları gevşetmesini öngörüyor. Ayrıca Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisinin korunması için ortak bir mekanizma kurulması da gündemde.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşmanın sağlanması halinde, küresel petrol piyasalarında istikrar sağlanması bekleniyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran'ın bu boğazı tehdit etmesi, petrol fiyatlarında ani yükselişlere neden olabiliyor. Ayrıca anlaşma, İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkeleri tarafından endişeyle izleniyor. İsrail, İran'ın nükleer kapasitesine yönelik her türlü uzlaşıyı tehdit olarak görürken, Suudi Arabistan da İran'ın bölgesel nüfuzunun artmasından çekiniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu ve enerji ithalatında önemli bir ortak olarak bu gelişmeyi yakından takip ediyor. Anlaşma sağlanması, İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesiyle Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve Doğu Akdeniz'deki enerji rekabetinde yeni dengeler oluşturabilir. Ayrıca Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, Türkiye'nin enerji tedarik güvenliği açısından kritik. Ancak İran'ın nükleer programındaki olası bir uzlaşı, Ankara-Tahran ilişkilerini olumlu etkilerken, ABD ile ilişkilerde de bir denge unsuru olabilir. Bölgesel olarak, İran'ın yumuşaması Suriye ve Irak'taki güç dengelerini de değiştirebilir.