ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsrail'in Trump yönetiminin İran'la vardığı nükleer anlaşmaya yönelik eleştirilerine yanıt olarak örtülü bir tehdit savurdu. Vance, Perşembe günü yaptığı açıklamada, İsrailli liderlerin anlaşmayı 'felaket' olarak nitelendiren sözlerine atıfta bulunarak, 'Müttefiklerimizin çıkarlarını korumak için her türlü adımı atarız, ancak bu anlaşma bölgesel istikrar için kritik öneme sahiptir. Eleştirilerin yapıcı olmasını bekleriz' dedi. Bu sözler, İsrail ile ABD arasında son haftalarda tırmanan diplomatik gerilimin en somut göstergesi oldu.
Anlaşmanın arka planı ve İsrail'in tepkisi
Trump yönetimi, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında ekonomik yaptırımları kademeli olarak kaldırmayı öngören anlaşmayı 15 Mart'ta imzalamıştı. Anlaşma, Trump'ın 2020'de Tahran'la başlattığı 'maksimum baskı' politikasının tersine dönmesi olarak görülüyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise anlaşmayı 'tarihi bir hata' olarak nitelendirirken, Savunma Bakanı Yoav Gallant 'İran'ın nükleer silah kapasitesine giden yolu açık bırakıyor' uyarısında bulundu. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar da anlaşmanın 'bölgesel güvenlik dengelerini bozacağı' gerekçesiyle sert eleştiriler yöneltti. Bu eleştiriler, Washington ile Kudüs arasında nadir görülen bir kamuoyu tartışmasına yol açtı.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, İran'ın nükleer programını 10 yıl süreyle denetim altına almayı hedefliyor. Ancak İsrail, anlaşmanın süresinin kısa olduğunu ve İran'ın balistik füze programını kapsamadığını belirterek bölgesel güvenlik risklerine dikkat çekiyor. Öte yandan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, anlaşmayı ihtiyatlı bir şekilde memnuniyetle karşılarken, İran'ın bölgesel nüfuzunun artmasından endişe ediyor. Avrupa Birliği ise anlaşmayı dolaylı olarak desteklerken, Tahran'ın insan hakları ihlallerini de gündeme getiriyor. Rusya ve Çin, anlaşmayı 'olumlu bir adım' olarak nitelendirirken, ABD Kongresi'nde anlaşmaya karşı iki partili bir muhalefet bulunuyor. Bu gelişmeler, Orta Doğu'da yeni bir güç dengesi arayışını hızlandırmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la nükleer anlaşma sürecinde uzun süredir diplomatik çözümden yana bir pozisyon almıştır. Ancak Washington ile Tahran arasındaki bu yeni anlaşma, Ankara'nın bölgesel dengelerde hassas bir konumda olduğunu ortaya koyuyor. Anlaşmanın İran'ın dışa açılmasını hızlandırması, Türkiye'nin enerji alanındaki potansiyel işbirliklerini artırabilir. Öte yandan, ABD-İsrail hattındaki bu gerilim, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikalarını ve NATO içindeki konumunu dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara, hem Washington'la stratejik ortaklığını korumak hem de Tahran'la ekonomik ilişkilerini geliştirmek arasında denge kurmak zorunda kalacak.