WASHINGTON, 7 Temmuz (Reuters) — ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran'a yönelik bir dizi hava saldırısı düzenlediğini açıkladı. Açıklamada, saldırıların İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen üç ticari gemiye yönelik saldırılarına misilleme amacı taşıdığı belirtildi. CENTCOM sözcüsü, operasyonun başarıyla tamamlandığını ve belirlenen askeri hedeflerin imha edildiğini duyurdu. ABD Başkanı’nın talimatıyla gerçekleştirilen bu askeri müdahale, bölgede tırmanan gerilimin ardından geldi.
Gelişmenin Arka Planı
İran destekli güçlerin son haftalarda Basra Körfezi'nde ticari gemilere yönelik saldırılarında artış yaşanmıştı. 5 Temmuz'da bir Birleşik Arap Emirlikleri bandıralı tanker, Hürmüz Boğazı'nda tehdit altında kalmış, mürettebat güvenli bölgeye çekilmişti. ABD Donanması, bölgedeki deniz güvenliğini sağlamak amacıyla devriyelerini artırmıştı. CENTCOM, İran'ın bu eylemlerinin uluslararası deniz ticaretini ve bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurguladı.
ABD'nin saldırılarının hedefinde, İran Devrim Muhafızları'na bağlı Deniz Kuvvetleri'nin kullandığı üsler ve radar tesislerinin yer aldığı bildiriliyor. Pentagon yetkilileri, operasyonun sınırlı kapsamlı olduğunu ve sivil kayıpların yaşanmadığını iddia ediyor. Ancak İran devlet medyası, saldırılarda en az üç askerin öldüğünü ve beş kişinin yaralandığını öne sürdü.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapıyor ve stratejik önemi büyük. Bu saldırılar, bölgedeki gerilimi daha da artırma potansiyeli taşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD'nin hamlesine destek verirken, Katar ve Irak tarafları itidal çağrısı yaptı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, saldırıları kınayarak BM Güvenlik Konseyi'ni acilen toplantıya çağırdı. Ekonomik cephede, petrol fiyatları hamlenin ardından yüzde 5 artış gösterdi. Uluslararası Enerji Ajansı, piyasalara müdahale edebileceğini duyurdu.
ABD Başkanı, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin de bu saldırıların gölgesinde yürütüldüğünü belirtti. Uzmanlar, bu tür bir askeri müdahalenin, diplomatik çabaları zayıflatacağını ve bölgesel bir savaş riskini artıracağını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran geriliminin yükselmesi, enerji maliyetlerindeki artış ve bölgesel istikrarsızlık nedeniyle Türkiye'yi doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Türkiye, doğal gaz ve petrol ihtiyacının önemli bir kısmını bu bölgeden karşılamakta; Hürmüz Boğazı'ndaki bir kriz, arz güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca iki ülke arasındaki gerginlik, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki angajmanlarında yeni bir cephe açılması riskini doğurabilir. Ankara, hem Washington hem de Tahran ile diyalog kanallarını korumaya çalışırken, NATO müttefiki ABD ile İran arasında arabuluculuk yapma girişimlerini sürdürebilir.