Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Şefi Volker Türk, Sudan'ın orta kesimindeki El-Obeid kentinde 18 aydır "kuşatma benzeri koşullar" altında yaşayan sivillerin büyük bir katliam riskiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı. Çatışmanın yoğunlaştığı bölgede, Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) ile Sudan ordusu arasındaki çarpışmalar sivil halkı korku ve belirsizlik içinde bırakırken, BM yetkilisi uluslararası toplumu acil müdahaleye çağırdı. Kentte gıda, su ve tıbbi malzeme sıkıntısı had safhaya ulaşmış durumda.
Kuşatma altında 18 ay: El-Obeid'de insanlık dramı
Nisan 2023'te başlayan Sudan iç savaşı, hızla ülkenin dört bir yanına yayıldı. Başkent Hartum'dan sonra en stratejik noktalardan biri olan El-Obeid, Kuzey Kordofan eyaletinin başkenti ve ticaret merkezi olarak öne çıkıyor. Ancak şehir, son bir buçuk yıldır RSF milislerinin kuşatması altında. BM İnsan Hakları Ofisi'nin raporuna göre, kentte yaşayan 400 bin civarındaki sivil, temel ihtiyaç maddelerine erişimde ciddi güçlük çekiyor. Özellikle çocuklar ve yaşlılar arasında yetersiz beslenme ve hastalıklar yaygınlaşmış durumda. Yerel kaynaklar, RSF'nin kente giren insani yardım konvoylarını engellediğini ve sivilleri hedef alan saldırılar düzenlediğini bildiriyor.
Geçtiğimiz haftalarda Hartum'un banliyölerinde yaşanan çatışmaların ardından El-Obeid'e yönelik tehditler daha da arttı. BM yetkilileri, RSF'nin şehri tamamen ele geçirmek için büyük bir saldırı başlatabileceği ve bunun da siviller arasında kitlesel kayıplara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Sudan ordusu ise kenti savunmak için takviye birlikler gönderse de, lojistik ve iletişim hatlarının kesilmesi nedeniyle etkili bir savunma yapmakta zorlanıyor.
Bölgesel istikrarsızlık ve uluslararası tepkiler
Sudan'daki iç savaş, sadece ülke sınırları içinde değil, bölgesel olarak da büyük bir insani krize yol açtı. Komşu Çad, Güney Sudan ve Etiyopya'ya yüz binlerce mülteci akın ederken, Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü (UNHCR) bu durumun bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurguluyor. Uluslararası toplum ise çatışmanın taraflarını ateşkese zorlamak konusunda yetersiz kalıyor. ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği, RSF lideri Mohamed Hamdan Dagalo ve Sudan ordusu komutanı General Abdül Fettah el-Burhan'a yaptırımlar uygulasa da, bu önlemler çatışmaları durdurmaya yetmiyor. Afrika Birliği ve Arap Birliği'nin arabuluculuk çabaları da sonuçsuz kalıyor.
Bölgedeki güç mücadelesi ise daha karmaşık bir hal alıyor. RSF'nin, Birleşik Arap Emirlikleri ve bazı Afrika ülkelerinden lojistik destek aldığı iddia edilirken, Sudan ordusunun Mısır ve Suudi Arabistan ile yakın ilişkileri bulunuyor. Bu durum, çatışmanın bölgesel bir vekalet savaşına dönüşme riskini artırıyor. Uzmanlar, El-Obeid'in düşmesi halinde tüm Kuzey Kordofan bölgesinin RSF kontrolüne geçebileceğini ve bunun da savaşın seyrini kökten değiştirebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki çatışmalar, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz'deki stratejik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, 2020'lerin başında Sudan ile askeri ve ekonomik iş birliği anlaşmaları imzalamış, özellikle Sevakin Adası'nda askeri üs kurma girişiminde bulunmuştu. Ancak iç savaşın başlamasıyla bu projeler askıya alındı. Türkiye'nin bölgedeki nüfuz mücadelesinde önemli bir aktör olan Birleşik Arap Emirlikleri'nin RSF'ye verdiği destek, Ankara'nın diplomatik dengeleri yeniden gözden geçirmesine neden oluyor. Ayrıca, Libya ve Somali'deki angajmanlarıyla bilinen Türkiye, Sudan krizinde taraf tutmaktan kaçınarak insani yardım koridorlarının açık kalmasını hedefliyor. Türkiye, şu ana kadar bölgeye 10 bin tonun üzerinde insani yardım gönderdi ve BM aracılığıyla ateşkes çağrılarını destekledi. Ancak El-Obeid'de olası bir katliam, Türkiye'nin bölgesel istikrar politikaları açısından yeni bir kriz noktası oluşturabilir.