Avrupa Birliği ile Çin arasında 23 Haziran'da Pekin'de yapılması planlanan dijital konular diyaloğu, son dönemde tırmanan ticaret gerilimlerinin kurbanı oldu. Konuya yakın kaynaklar tarafından doğrulanan erteleme kararı, iki taraf arasında devam eden ticari anlaşmazlıkların diplomasi masasını da etkilediğini ortaya koyuyor. Toplantının yeni bir tarihi henüz belirlenmiş değil.
Gerilimin arka planı: Gümrük vergileri ve teknoloji rekabeti
AB-Çin dijital diyaloğu, iki blok arasında veri akışı, yapay zeka düzenlemeleri ve dijital ticaret standartları gibi kritik konuların ele alındığı bir platform olarak öne çıkıyor. Ancak bu diyaloğun ertelenmesi, Brüksel'in Çin'den ithal edilen elektrikli araçlara yönelik olası gümrük vergisi kararı öncesinde gerçekleşti. AB Komisyonu, Çin'in devlet sübvansiyonlarıyla desteklenen elektrikli araç üreticilerinin Avrupa pazarında haksız rekabet yarattığı gerekçesiyle soruşturma başlatmış durumda.
Buna ek olarak, Almanya ve Fransa gibi AB üyesi ülkeler, Çin'e karşı daha sert bir ticaret politikası izlenmesi konusunda farklı pozisyonlara sahip. Berlin, Çin pazarına bağımlı otomotiv devleri nedeniyle daha ılımlı bir yaklaşım sergilerken, Paris ise Avrupa'nın stratejik özerkliğini güçlendirmek adına Çin'e karşı daha agresif adımlar atılmasını savunuyor. Bu iç bölünmüşlük, AB'nin Çin karşısında ortak bir duruş sergilemesini zorlaştırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Yeşil dönüşüm ve teknoloji bloklaşması
AB-Çin ilişkilerindeki bu gerilim, yalnızca ticaretle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda küresel yeşil dönüşüm hedefleri ve teknoloji standartları üzerinde de belirleyici olacak. Çin, 2025 yılına kadar yapay zeka alanında küresel lider olmayı hedeflerken, AB ise 'dijital egemenlik' kavramı etrafında kendi düzenlemelerini oluşturmaya çalışıyor. Bu iki farklı vizyon, veri güvenliği, kullanıcı hakları ve siber güvenlik gibi alanlarda çatışma potansiyeli taşıyor.
Öte yandan, ABD'nin Çin'e yönelik teknoloji kısıtlamalarını artırması, Brüksel'i Pekin ile daha yakın iş birliği yapmak konusunda tereddüte düşürüyor. Washington, müttefiklerinin Çin ile teknoloji transferini sınırlamasını isterken, Çin ise 'küresel dijital ortaklık' çağrılarıyla alternatif bir ittifak kurmaya çalışıyor. Bu jeopolitik rekabetin ortasında kalan AB, hem ekonomik çıkarlarını korumak hem de değer temelli dış politikasını sürdürmek arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile gümrük birliği anlaşması ve Çin ile geliştirdiği ticari ilişkiler nedeniyle bu gerilimden doğrudan etkilenebilecek bir konumda. AB'ye yönelik elektrikli araç ihracatında potansiyel bir pazar kaybı, Türkiye'nin otomotiv sektörünü olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Çin'in 'Kuşak ve Yol Girişimi' kapsamında Türkiye üzerinden Avrupa'ya açılma çabaları, iki blok arasındaki ticaret savaşlarından etkilenebilir. Ankara'nın bu süreçte hem AB ile ilişkilerini hem de Çin ile stratejik ortaklığını dengede tutması gerekiyor. Dijital alanda ise Türkiye, AB'nin veri güvenliği düzenlemelerine uyum sağlamaya çalışırken Çin'in teknoloji yatırımlarını da çekmeye devam ediyor. Bu hassas denge, Türk dış politikasının önümüzdeki dönemdeki en önemli sınavlarından biri olacak.