Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlığının ardından barış arayışları devam ediyor. Ancak uzmanlara göre, savaşı sona erdirecek tek bir barış anlaşması gerçekçi değil. Onun yerine, tıpkı Soğuk Savaş dönemindeki Helsinki Konferansı gibi kapsamlı bir diplomatik sürece ihtiyaç var. Avrupalı liderlerin kendi aralarındaki toplantılardan sıyrılarak ABD, Ukrayna ve Rusya ile bir araya gelmesi gerekiyor. Kalıcı bir barış için birbirini tamamlayan birkaç anlaşma gerekli: ateşkes, güvenlik garantileri, ekonomik yeniden yapılanma ve insani konular. Bu süreçte Avrupa'nın aktif rol alması kritik önem taşıyor.
Neden tek bir anlaşma yeterli değil?
Ukrayna savaşı, Soğuk Savaş sonrası Avrupa güvenlik mimarisinin en büyük sınavını oluşturuyor. Minsk anlaşmaları ve İstanbul görüşmeleri gibi önceki barış çabaları başarısızlıkla sonuçlandı. Bunun başlıca nedeni, tarafların birbirine duyduğu güvensizlik ve çatışmanın karmaşık yapısıydı. Uzmanlar, kalıcı bir barış için sadece çatışmaların durması değil, aynı zamanda uzun vadeli siyasi, askeri ve ekonomik düzenlemelerin de yapılması gerektiğini vurguluyor.
Örneğin, ateşkes anlaşmasının ardından Rusya'nın ilhak ettiği toprakların statüsü, savaş tazminatları, savaş suçları yargılamaları ve Ukrayna'nın NATO üyeliği gibi konuların çözüme kavuşturulması gerekiyor. Bu kadar geniş kapsamlı sorunları tek bir belgede toplamak mümkün değil. Bu nedenle, birbiriyle bağlantılı ancak ayrı ayrı müzakere edilebilecek anlaşmalar zinciri öneriliyor.
Helsinki modeli neden önemli?
1975 Helsinki Nihai Senedi, Soğuk Savaş'ın doruğunda Doğu ve Batı blokları arasında güvenlik, ekonomi ve insan hakları konularında kapsamlı bir çerçeve sunmuştu. Uzmanlar, bugün Ukrayna krizi için benzer bir yaklaşımın gerekli olduğunu düşünüyor. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gibi mekanizmalar bu süreçte rol oynayabilir.
Ancak Helsinki sürecinin başarısı, tüm tarafların masada olmasına ve uzlaşmaya istekli olmasına bağlıydı. Bugün Rusya'nın mevcut yönetiminin bu tür bir müzakerelere ne ölçüde açık olduğu belirsiz. Yine de Avrupalı liderler, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü koruyacak ve Rusya'nın güvenlik endişelerini de dikkate alacak dengeli bir çözüm arayışında.
Bölgesel olarak, savaşın etkileri sadece Ukrayna ile sınırlı değil. Enerji krizi, gıda güvenliği, mülteci akınları ve küresel enflasyon gibi sorunlar tüm dünyayı etkiliyor. Avrupa Birliği, bu krizlerle başa çıkmak için yeni mekanizmalar geliştirirken, ABD de Çin'in yükselişi karşısında Avrupa'ya odaklanmış durumda. Bu jeopolitik arka plan, Ukrayna barışını daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna savaşında arabuluculuk rolü üstlenerek hem Rusya hem de Ukrayna ile diyaloğunu sürdürüyor. Tahıl koridoru anlaşması ve esir takasları, Ankara'nın kriz yönetimindeki etkinliğini gösterdi. Olası bir Helsinki benzeri konferansta Türkiye'nin ev sahipliği yapması veya aktif katılımı, Karadeniz'deki güvenlik dinamikleri açısından kritik önem taşır. Ayrıca, savaşın sona ermesi durumunda Türk şirketlerinin Ukrayna'nın yeniden inşasında rol alması, ekonomik çıkarlar için fırsat sunuyor. Ancak Türkiye'nin NATO üyeliği ve Rusya ile enerji bağımlılığı, denge politikasını hassas hale getiriyor.