ProPublica'nın kapsamlı araştırması, Oklahoma eyaletinde onlarca yıldır süren petrol ve gaz üretiminin yol açtığı çevre kirliliğinin boyutlarını gözler önüne seriyor. Eyalet genelinde binlerce terk edilmiş petrol kuyusu, zehirli atık havuzları ve kirletilmiş akiferler, bölge sakinlerini ciddi sağlık riskleriyle karşı karşıya bırakıyor. Petrol endüstrisinin atıkları, içme suyu kaynaklarına sızarak kanser, doğumsal anomaliler ve solunum yolu hastalıklarına yol açabiliyor. Oklahoma Çevre Kalitesi Departmanı'na göre, eyalette 100 binden fazla terk edilmiş petrol ve gaz kuyusu bulunuyor ve bunların yalnızca küçük bir kısmı temizlenmiş durumda. Araştırma, eyaletin en büyük petrol atık havuzlarından bazılarının yeterli izolasyona sahip olmadığını ve yeraltı suyuna sızıntı yaptığını ortaya koyuyor.
Petrol Endüstrisinin Mirası: Terk Edilmiş Kuyular ve Atık Havuzları
Oklahoma, 20. yüzyılın başlarından itibaren ABD'nin en büyük petrol üreticilerinden biri oldu. Ancak bu üretim, geride tehlikeli bir kirlilik mirası bıraktı. Terk edilmiş kuyular, zamanla paslanan metal borular ve çatlayan beton zeminler sayesinde yeraltı suyuna metan, benzen gibi kanserojen kimyasallar ve ağır metaller sızdırıyor. ProPublica'nın ulaştığı belgelere göre, Oklahoma Su Kaynakları Kurulu, son 10 yılda en az 200 kuyu yakınındaki içme suyu kuyusunda yüksek düzeyde kirletici madde tespit etti. Petrol atık havuzları (suni göletler), üretim sürecinde ortaya çıkan tuzlu su, hidrokarbonlar ve radyoaktif maddeleri depoluyor. Bu havuzların çoğu, 1970'lerden önce inşa edildi ve günümüz çevre standartlarına uygun değil. Environmental Integrity Project'in verilerine göre, Oklahoma'da 2 bin 500'den fazla aktif veya terk edilmiş atık havuzu bulunuyor. Bunların yüzde 20'sinden fazlası, yakındaki akarsu veya göllere sızıntı yapma riski taşıyor.
Kirliliğin sağlık üzerindeki etkileri, eyaletin bazı bölgelerinde hissedilir hale geldi. Örneğin, Osage County'de çocuklarda lösemi vakalarının ortalamanın üzerinde olduğu tespit edildi. Bölge sakinleri, içme suyunun tadının değiştiğini ve hayvanlarının öldüğünü bildiriyor. Oklahoma Üniversitesi Halk Sağlığı Enstitüsü'nün bir araştırması, petrol kuyularına 1 kilometre mesafedeki evlerde yaşayanlarda astım ve bronşit gibi solunum yolu hastalıklarının görülme sıklığının yüzde 30 daha fazla olduğunu gösteriyor.
Düzenleme Boşluğu ve Şirketlerin Sorumluluğu
Oklahoma eyaleti, petrol ve gaz endüstrisini düzenleme konusunda ABD'de en zayıf eyaletlerden biri olarak biliniyor. Eyalet yasaları, şirketlerin terk edilmiş kuyuları temizleme yükümlülüğünü sınırlıyor ve birçok şirket iflas ederek sorumluluktan kurtuluyor. Temizlik maliyeti ise kamuya kalıyor. Eyalet, terk edilmiş kuyuların temizlenmesi için yılda yaklaşık 10 milyon dolar ayırıyor, ancak tahmini temizlik maliyeti 1 milyar doları aşıyor. Bu durum, çevre aktivistlerinin eyalet yönetimine dava açmasına neden oldu. Earthjustice gibi çevre örgütleri, Oklahoma'nın çevre düzenlemelerinin yetersiz olduğunu ve federal müdahale gerektiğini savunuyor. Federal düzeyde ise, EPA (Çevre Koruma Ajansı), eyaletlerin terk edilmiş kuyularla mücadele etmesi için 2022'de kabul edilen Altyapı Yasası kapsamında 4,7 milyar dolar tahsis etti, ancak bu fonun Oklahoma'ya ayrılan kısmı henüz belli değil.
Oklahoma'daki kirlilik sorunu, yalnızca bir çevre felaketi değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir kriz. Kirli bölgelerde mülk değerleri düşüyor, yeni yatırımlar cayıyor ve toplum sağlığı bozuluyor. Enerji şirketleri ise, teknolojinin ilerlediğini ve yeni kuyularda sızıntı riskinin azaldığını savunuyor. Ancak on yıllardır biriken atıkların temizlenmesi, milyarlarca dolarlık bir yatırım ve on yılları bulacak bir çaba gerektiriyor. ProPublica'nın araştırması, Oklahoma'nın petrol kirliliğinin sadece bir eyalet sorunu olmadığını, ABD genelinde benzer risklerin bulunduğunu hatırlatıyor.
Küresel Boyut: Petrol Bağımlılığının Çevresel Maliyeti
Oklahoma örneği, fosil yakıt üretiminin çevresel maliyetinin üretim bittikten sonra da onlarca yıl devam ettiğini gösteriyor. Dünyada terk edilmiş petrol ve gaz kuyularından kaynaklanan metan sızıntıları, iklim değişikliğine önemli katkı sağlıyor. Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre, küresel çapta 40 milyondan fazla terk edilmiş kuyu bulunuyor ve bunların çoğu denetimsiz. Nijerya, Rusya, Endonezya gibi petrol üreticisi ülkelerde de benzer kirlilik sorunları yaşanıyor. Oklahoma, bu küresel sorunun ABD'deki en belirgin yansımalarından biri. Petrol şirketleri, kuyuları kapatma ve atıkları temizleme maliyetini minimize etmek için lobi faaliyetleri yürütürken, çevre grupları daha sıkı düzenlemeler için mücadele ediyor. Bu çatışma, enerji geçişi tartışmalarının merkezinde yer alıyor: Yenilenebilir enerjiye geçiş hızlanırken, fosil yakıt endüstrisinin mirası olan kirlilikle nasıl başa çıkılacağı sorusu yanıt bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde (Adıyaman, Batman, Diyarbakır) petrol ve doğalgaz üretimi yapıyor; benzer şekilde terk edilmiş kuyular ve atık havuzları kirlilik riski taşıyor. Türkiye'de de çevre düzenlemeleri yetersiz ve denetimler sınırlı. Oklahoma'daki kirlilik, Türkiye'nin enerji politikaları açısından dersler içeriyor: Petrol üretiminden kaynaklanan çevre kirliliğinin önlenmesi için sıkı düzenlemeler, etkili denetim ve şirketlere yönelik temizlik yükümlülükleri şart. Ayrıca, Türkiye'nin enerji bağımlılığı göz önüne alındığında, yerli petrol üretiminin çevresel maliyeti dikkatle yönetilmeli; kamuoyu bu konuda bilinçlendirilmeli. Oklahoma araştırması, küresel bir uyarı: Fosil yakıt üretiminin bedelini sadece bugünkü tüketiciler değil, gelecek nesiller de ödüyor.