ABD Savunma Bakanlığı, İran'a karşı yeni bir hava saldırısı dalgası başlattığını duyurdu. Pentagon yetkililerine göre saldırılar, İran Devrim Muhafızları ve ona bağlı milis gruplarının Irak, Suriye ve Yemen'deki hedeflerine yönelik olarak planlandı. Saldırıların amacının, İran'ın bölgedeki nüfuzunu kırmak ve ABD güçlerine yönelik tehditleri bertaraf etmek olduğu belirtiliyor. Operasyon kapsamında B-1B bombardıman uçakları, savaş gemilerinden fırlatılan Tomahawk seyir füzeleri ve insansız hava araçları kullanıldı. İran ise saldırıları kınayarak misilleme tehdidinde bulundu.
Saldırıların arka planı ve hedefleri
ABD'nin bu yeni saldırı dalgası, İran'ın bölgedeki askeri varlığına karşı son yılların en kapsamlı operasyonu olarak değerlendiriliyor. Pentagon, saldırıların, İran'ın Irak'taki Haşdi Şabi, Suriye'deki İran yanlısı milisler ve Yemen'deki Husilere verdiği desteği hedef aldığını açıkladı. ABD yetkilileri, saldırıların sivil kayıpları en aza indirecek şekilde planlandığını ancak ilk değerlendirmelere göre en az 10 milis mensubunun öldüğü bildiriliyor. İran resmi ajansı IRNA ise saldırılarda iki sivilin hayatını kaybettiğini iddia etti. Saldırıların zamanlaması, ABD-İran arasında Viyana'da yürütülen nükleer müzakerelerin çıkmaza girmesinin hemen ardına denk geldi. Uzmanlar, ABD'nin askeri seçeneği masada tutarak diplomatik baskıyı artırmayı hedeflediğini belirtiyor.
Biden yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine yönelik çifte strateji izliyor: bir yandan diplomasi kanallarını açık tutarken diğer yandan da caydırıcılığı artırmak için askeri güç kullanımına başvuruyor. Ancak Kongre'deki bazı isimler, başkanın savaş yetkilerini aştığı eleştirisini yapıyor. Öte yandan İran, saldırılara karşılık olarak Basra Körfezi'nde askeri tatbikatlarını artırdı ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdı. Bu gelişmeler, bölgede yeni bir askeri gerilim dalgasının habercisi olarak yorumlanıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise gerilimin tırmanmasından endişe duyduklarını açıkladı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin bu saldırıları, sadece İran'ı değil, aynı zamanda Rusya ve Çin'i de yakından ilgilendiriyor. Moskova, saldırıları kınarken Pekin, itidal çağrısında bulundu. Avrupa Birliği, diplomatik çözümden yana olduğunu yinelerken, BM Güvenlik Konseyi'nin acil olarak toplanması talep edildi. Saldırıların küresel enerji piyasalarına etkisi de hissedildi: petrol fiyatları varil başına 2 dolar yükseldi. Hürmüz Boğazı'nın güvenliği yeniden gündeme gelirken, küresel tedarik zincirlerinde aksama endişeleri arttı. NATO ise ABD'nin kendini savunma hakkı olduğunu hatırlatmakla birlikte, ittifakın doğrudan çatışmaya dahil olmayacağını belirtti.
Ortadoğu'da ise olaylar, İran-İsrail ekseninde yeni bir kırılma noktası yaratabilir. İsrail, ABD saldırılarına destek verirken, İran'ın Suriye'deki varlığına yönelik daha önce de hava saldırıları düzenlemişti. Bu durum, İsrail ile İran arasında doğrudan bir çatışma riskini artırıyor. Lübnan Hizbullahı, İran'a destek mesajı yayınlarken, bazı Arap ülkeleri sessiz kalmayı tercih ediyor. Bölgedeki dengeler, ABD'nin askeri varlığının azalması yönündeki eğilimle birlikte daha da karmaşık hale geliyor. Özellikle Afganistan'dan çekilme sonrası ABD'nin bölgeye olan ilgisinin azaldığı algısı, İran'ı daha cesur adımlar atmaya teşvik edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. ABD-İran gerilimi, Türkiye'nin güney sınırlarına yakın bölgelerde istikrarsızlık riskini artırıyor. Irak ve Suriye'nin kuzeyinde İran destekli gruplar ile ABD arasında yaşanacak çatışmalar, Türkiye'nin PKK'ya karşı yürüttüğü operasyonları sekteye uğratabilir veya sığınmacı akınını tetikleyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran'la olan ticari ilişkileri (doğalgaz ve petrol ithalatı) olumsuz etkilenebilir. Enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye'nin cari açığını büyütebilir. Bununla birlikte, gerilim aynı zamanda Türkiye'ye arabuluculuk rolü üstlenme fırsatı da sunuyor; Ankara, hem ABD hem de İran'la diyaloğunu kullanarak bölgesel gerginliği azaltmaya katkı sağlayabilir.