ABD'de reçeteli ilaç fiyatlarının sürekli artması, aslında daha ucuz alternatiflerin varlığına rağmen hastaların bu ilaçlara erişememesinden kaynaklanıyor. Uzmanlar, fiyatları şişiren ana faktörün hastalar ya da doktorlar değil, ilaç tedarik zincirindeki aracı kurumlar olduğunu belirtiyor. Bu aracılar, ilaç üreticileri ile hastalar arasında yer alarak fiyat farklarını kendi kârlarına dönüştürüyor ve sistemin şeffaflıktan uzak olması, milyonlarca Amerikalının temel ilaçlara yüksek ücretler ödemesine yol açıyor.
Fiyat şişirmenin perde arkası: Aracılar ve indirim anlaşmaları
ABD ilaç pazarında, eczane yararı yöneticileri (PBM'ler), sigorta şirketleri ve toptancılar gibi aracılar, ilaç üreticilerinden büyük indirimler alıyor ancak bu indirimler nadiren hastalara yansıtılıyor. Bunun yerine, listelenen ilaç fiyatları yapay olarak yüksek tutuluyor ve aracılar bu farktan komisyon kazanıyor. Örneğin, bir ilacın üretim maliyeti düşük olsa da, aracıların eklediği kâr marjı nedeniyle hasta cebinden yüksek bir meblağ ödüyor. Bu durum, özellikle kronik hastalığı olan bireyler için ciddi bir yük oluşturuyor.
Doktorlar da hastalarına daha ucuz ilaç yazmak istese bile, formüler kısıtlamaları ve PBM'lerin tercih listeleri nedeniyle sınırlı seçeneklere sahip. Hastalar ise çoğu zaman alternatiflerin farkında bile olmuyor. Sistemin karmaşıklığı, fiyat karşılaştırmasını neredeyse imkânsız hale getiriyor. Uzmanlar, fiyat şeffaflığının artırılması ve aracıların kâr yapısının düzenlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Biden yönetimi, Enflasyon Azaltma Yasası kapsamında bazı ilaç fiyatlarını düşürmeye çalışsa da, PBM'lerin güçlü lobi faaliyetleri reform çabalarını zayıflatıyor. Analistler, eğer kapsamlı bir düzenleme yapılmazsa, ilaç fiyatlarının yükselmeye devam edeceğini ve orta sınıf Amerikalıların ilaç masrafları nedeniyle tıbbi iflas riskiyle karşı karşıya kalacağını söylüyor.
Küresel boyut: Her ülke aynı sorunla karşı karşıya
ABD'deki bu durum, küresel ilaç fiyatlandırma tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Avrupa ülkeleri genellikle hükümet müdahaleleriyle fiyatları kontrol altında tutarken, ABD'nin piyasa odaklı sistemi ilaç şirketlerine daha yüksek kâr marjı sağlıyor. Ancak aracıların rolü her yerde farklılık gösteriyor. Örneğin Almanya'da, ilaç fiyatları kamu sağlık sigortası tarafından belirleniyor ve aracılar neredeyse yok. Buna karşın gelişmekte olan ülkelerde, tedarik zincirindeki benzer yapılar ilaç fiyatlarını yukarı çekiyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), şeffaf fiyatlandırma modellerinin yaygınlaştırılması çağrısı yapıyor ve patent korumalarının kalktığı jenerik ilaçların daha yaygın kullanılması gerektiğini belirtiyor. Ancak ilaç endüstrisinin Ar-Ge maliyetlerini gerekçe göstererek yüksek fiyatları savunması, reformları yavaşlatıyor. Yine de hasta örgütleri ve tüketici grupları, herkesin uygun fiyatlı ilaca erişimini sağlamak için uluslararası iş birliği çağrılarını sürdürüyor.
Özellikle pandemi döneminde mRNA aşılarının yüksek fiyatları, küresel aşı eşitsizliğini derinleştirdi ve aracıların rolünü yeniden tartışmaya açtı. Tedarik zincirindeki her bir aktörün, ilacın nihai fiyatına etkisinin hesaplanması ve bunun şeffaf bir şekilde paylaşılması talep ediliyor. Bu konuda birçok ülkede yasal düzenleme hazırlıkları bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de ilaç fiyatlarının yüksek olmasında tedarik zincirindeki aracılar benzer bir rol oynuyor. SGK'nın geri ödeme listeleri ve eczane kâr marjları tartışılırken, ABD'deki bu sistemin yarattığı mağduriyet Türkiye için önemli dersler içeriyor. Özellikle jenerik ilaç kullanımının artırılması ve fiyat şeffaflığının sağlanması, Türkiye'de ilaç erişimini iyileştirebilir. Ayrıca, Türk ilaç sektörünün ihracat hedefleri düşünüldüğünde, küresel fiyatlandırma dinamiklerini anlamak ve aracıları elemek, rekabet gücünü artırabilir. Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda atacağı adımlar, hem kamu sağlığı hem de ekonomi açısından kritik önem taşıyor.