ABD Yüksek Mahkemesi, 2026 ara seçimleri öncesinde posta yoluyla oy kullanımını sınırlandıran U.S. Postal Service (USPS) düzenlemesini iptal etti. Mahkeme, federal posta idaresinin seçim dönemlerinde oy pusulalarının dağıtımı ve toplanmasına ilişkin yeni kurallarının yasal dayanaktan yoksun olduğuna hükmetti. Karar, ülke genelinde milyonlarca seçmenin oy kullanma yöntemlerini doğrudan etkileyebilecek nitelikte.
USPS düzenlemesi ne getiriyordu?
USPS tarafından 2026 yılı başında yürürlüğe konulan düzenleme, posta yoluyla oy pusulalarının taşınması için yeni teslim süreleri ve ek kimlik doğrulama adımları öngörüyordu. Kurum, bu değişikliğin posta güvenliğini artırmak ve seçim dönemlerinde yaşanan yoğunluğu azaltmak amacıyla yapıldığını savunuyordu. Ancak düzenleme, oy pusulalarının eyalet seçim kurullarına ulaşma süresini uzatarak, özellikle asker kökenli seçmenler, yaşlılar ve kırsal bölgelerde yaşayanlar için oy kullanmayı zorlaştıracağı gerekçesiyle eleştiriliyordu.
Yüksek Mahkeme, kararında USPS'nin federal seçim süreçlerine müdahale yetkisinin Kongre tarafından açıkça tanımlanmadığını vurguladı. Mahkeme çoğunluğu, posta hizmetlerinin evrensel hizmet yükümlülüğü çerçevesinde oy pusulalarının zamanında iletilmesinin anayasal bir hak olan oy kullanma hakkının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti. Karar, federal kurumların seçim kurallarını tek taraflı olarak değiştiremeyeceği yönünde güçlü bir mesaj içeriyor.
Karara karşı çıkan üyeler ise USPS'nin operasyonel verimliliği artırma ve posta güvenliğini sağlama yetkisinin bulunduğunu, mahkemenin idari uzmanlık alanına müdahale ettiğini savundu. Azınlık görüşünde, posta hizmetlerinin seçim dönemlerinde siyasi tartışmaların merkezine çekilmesinin kurumun tarafsızlığına zarar verdiği ifade edildi.
2026 ara seçimleri öncesinde oy erişimi tartışması
Karar, 2026 ara seçimlerine giden süreçte oy erişimi konusunu yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Posta yoluyla oy kullanımı, 2020 başkanlık seçimlerinde pandemi nedeniyle rekor düzeye çıkmış, o dönemde USPS'nin operasyonel değişiklikleri geniş çaplı hukuki itirazlara yol açmıştı. Yüksek Mahkeme'nin son kararı, federal düzeyde posta yoluyla oy kullanımını kısıtlamaya yönelik girişimlerin önünü kesiyor.
Seçim hukuku uzmanları, kararın eyaletlerin kendi seçim kurallarını belirleme yetkisini koruduğunu, ancak federal posta hizmetlerinin oy pusulalarını taşıma yükümlülüğünü teyit ettiğini belirtiyor. Bu durum, özellikle posta yoluyla oy kullanımının yaygın olduğu eyaletlerde seçim güvenliği ve erişim dengesi tartışmalarını sürdürecek. USPS'nin karar sonrası yeni bir düzenleme hazırlayıp hazırlamayacağı ise belirsizliğini koruyor.
Demokratlar kararı oy hakkının korunması yönünde bir zafer olarak değerlendirirken, bazı Cumhuriyetçi isimler kararın posta güvenliğini zayıflatabileceğini öne sürdü. Seçim yetkilileri, kararın uygulanmasına ilişkin federal yönergelerin netleşmesini bekliyor. Posta sendikaları ise kararı, posta hizmetlerinin siyasi tartışmalardan arındırılması açısından olumlu buldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de posta yoluyla oy kullanımına ilişkin bu karar, doğrudan Türkiye'yi bağlayan bir hukuki sonuç doğurmasa da, küresel seçim güvenliği ve demokratik süreçler açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, ABD ile stratejik ilişkilerinde seçim dönemlerinde yaşanan iç siyasi tartışmaların dış politikaya yansımalarını yakından takip ediyor. Karar, federal yapıların seçim süreçlerine müdahale sınırlarını yeniden tanımlarken, Türkiye'nin kendi seçim mevzuatı ve yurt dışı seçmen oylarına ilişkin uygulamaları açısından da karşılaştırmalı bir perspektif sunuyor. ABD'deki bu gelişme, seçim teknolojileri ve posta hizmetlerinin demokratik katılımdaki rolüne dair küresel tartışmalara katkı sağlayabilir.