Yemen'de İran destekli Husilerin, hükümet güçlerinin kontrolündeki petrol zengini Marib iline yönelik düzenlediği saldırılarda en az 8 asker ve 2 sivil olmak üzere 10 kişi hayatını kaybetti. Yemenli yetkililer, Husilerin Cuma günü Marib'in batı ve güney kesimlerine balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlediğini bildirdi. Saldırılarda çok sayıda kişinin de yaralandığı, bazı askeri noktaların hasar gördüğü belirtildi. Husilerin saldırıları, yıllardır süren iç savaşta stratejik öneme sahip Marib kentinin kontrolünü ele geçirmeye yönelik son girişimlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Yemen'deki iç savaşta Husiler, 2014 yılında başkent Sana'yı ele geçirmiş ve ardından ülkenin büyük bölümünü kontrol altına almıştı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise 2015 yılında uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetini desteklemek amacıyla müdahalede bulunmuştu. Marib, hükümet güçlerinin kuzeydeki son kalesi konumunda ve ülkenin en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerine ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle bölge, çatışmaların en yoğun yaşandığı yerlerden biri haline gelmiş durumda.
Son haftalarda Husiler, Marib kentine yönelik saldırılarını artırmıştı. Geçtiğimiz ay düzenlenen saldırılarda da onlarca kişinin öldüğü bildirilmişti. Husilerin bu hamlesi, Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde yürütülen barış görüşmelerinin tıkanmasının ardından geliyor. Uzmanlar, Husilerin diplomatik süreçte elini güçlendirmek için askeri baskıyı artırdığını savunuyor. BM Yemen Özel Temsilcisi, taraflara ateşkes ve barış çağrısında bulunurken, uluslararası toplum da çatışmaların bölgesel istikrarı tehdit ettiği konusunda uyarıyor.
Saldırının ardından Yemen hükümeti, Husileri ateşkesi ihlal etmekle suçladı ve uluslararası topluma destek çağrısında bulundu. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon da Husilere yönelik hava saldırıları düzenlediği açıklamasını yaptı. Çatışmaların, insani krizi daha da derinleştirdiği vurgulanıyor; BM verilerine göre Yemen'de yaklaşık 20 milyon insan gıda güvenliğinden yoksun ve ülke, dünyanın en büyük insani krizlerinden biriyle karşı karşıya.
Bölgesel veya küresel boyut
Yemen'deki çatışma, bölgesel bir vekalet savaşı haline gelmiş durumda. İran'ın Husilere askeri ve mali destek sağladığı bilinirken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de hükümet güçlerini destekliyor. Bu nedenle Marib'e yönelik saldırılar, sadece Yemen içindeki güç dengelerini değil, bölgesel güç mücadelesinin bir yansıması olarak da okunuyor. Ayrıca Husilerin, Suudi Arabistan topraklarına da füze ve İHA saldırıları düzenlemesi, çatışmanın bölgesel güvenliği tehdit etme potansiyelini gösteriyor.
Küresel enerji piyasaları açısından da Yemen'deki istikrarsızlık kritik önem taşıyor. Hem Marib'deki hidrokarbon rezervleri hem de Babülmendep Boğazı'nın güvenliği, dünya enerji tedarik zinciri açısından hayati konumda. Uzmanlar, çatışmaların tırmanması durumunda bölgesel petrol fiyatlarının olumsuz etkilenebileceğine dikkat çekiyor. Uluslararası toplum, Yemen'de kalıcı bir siyasi çözüm bulunması için çaba gösterirken, bu tür saldırılar barış umutlarını her seferinde zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmalar, Türkiye'nin Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'na olan ilgisi açısından önem taşıyor. Bu bölge, Basra Körfezi'nden Avrupa'ya uzanan enerji ticaretinin kilit noktası. Türkiye, bölgede istikrarın sağlanması için diplomatik çözümü desteklemekte. Ayrıca Türkiye'nin Yemen'deki iç savaşta doğrudan taraf olmamasına rağmen, bölgesel güç mücadelesinde dengeleri gözetmesi gerekiyor. Bu tür saldırılar, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yollarının kesintiye uğraması riskini artırabilir. Dolayısıyla Ankara, BM sürecini destekleyerek ve taraflarla temas kurarak istikrara katkı sağlamayı hedeflemelidir.