İran destekli Husiler, Yemen'de hükümet güçlerine ait bir askeri kampa saldırı düzenlediklerini açıkladı. Saldırı, 2022 yılından bu yana ülkede büyük ölçüde süren ateşkesin giderek zayıfladığı bir dönemde geldi. Yemen'in kuzeyindeki Marib vilayetinde bulunan kampa yönelik saldırının, balistik füzeler ve silahlı insansız hava araçlarıyla gerçekleştirildiği bildirildi. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, yaptığı açıklamada, saldırının hükümet güçlerinin "askeri toplanma noktalarına" karşı yapıldığını ve "büyük kayıplar" verildiğini iddia etti. Yemen hükümeti ise saldırıyı doğrulamakla birlikte, kayıpların sınırlı olduğunu ve saldırının püskürtüldüğünü açıkladı. Olay, bölgedeki tansiyonun yeniden yükseldiğine işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı: Ateşkesin Kırılganlığı
Yemen'deki iç savaş, 2014 yılında Husilerin başkent Sana'yı ele geçirmesiyle başladı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015 yılında uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetini desteklemek için müdahalede bulundu. Yıllar süren çatışmaların ardından, Nisan 2022'de Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda iki ay süreli bir ateşkes ilan edildi. Ateşkes, büyük ölçüde sürdü ancak taraflar arasında kalıcı bir barış anlaşması sağlanamadı. Ekim 2022'de ateşkes süresi doldu ve o zamandan beri resmi olarak yenilenmedi, ancak çatışmalar büyük ölçüde durmuştu. Son haftalarda ise taraflar arasında küçük çaplı çatışmaların arttığı gözlemleniyor. Husi yetkilileri, hükümet güçlerinin ateşkesi ihlal ettiğini ve Marib'deki cephe hatlarında askeri yığınak yaptığını öne sürüyor. Hükümet ise Husilerin, ülkenin güneyindeki petrol ve gaz sahalarını ele geçirmeye çalıştığını savunuyor. Bu saldırı, taraflar arasındaki güvensizliğin derinleştiğini ve ateşkesin artık sadece kağıt üzerinde olduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, Husilerin bu saldırıyla hem sahadaki güç gösterisini artırmayı hem de müzakere masasında elini güçlendirmeyi amaçladığını belirtiyor. Husiler, son dönemde Suudi Arabistan ile yapılan müzakerelerde somut ilerleme kaydedilememesinden duydukları memnuniyetsizliği dile getiriyor. Ayrıca, İran'ın bölgedeki diğer vekil güçleriyle koordineli hareket ettiği biliniyor; bu da Yemen'deki istikrarsızlığın bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskini artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Kızıldeniz'in Güvenliği Tehlikede
Bu saldırı, sadece Yemen'in iç meselesi olmaktan öte, bölgesel güvenliği de yakından ilgilendiriyor. Yemen, Kızıldeniz'in güney girişinde stratejik bir konuma sahip. Dünya ticaretinin yaklaşık %10'u bu deniz yolu üzerinden taşınıyor. Husiler, geçmişte Suudi Arabistan'a yönelik füze ve İHA saldırılarıyla bu ticaret yolunu tehdit etmişti. Ayrıca, İsrail-Hamas çatışmasının devam ettiği bir dönemde, Husilerin İsrail'e yönelik deniz saldırıları gerçekleştirdiği de biliniyor. Dolayısıyla, Yemen'deki çatışmaların yeniden alevlenmesi, Kızıldeniz'deki güvenlik risklerini artırabilir ve küresel tedarik zincirlerini olumsuz etkileyebilir. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, yaptığı açıklamada, tarafları itidal çağrısında bulunarak, "Ateşkesin tamamen çökmesi bölgesel bir felakete yol açabilir" dedi.
ABD ve Suudi Arabistan, Yemen'de kalıcı bir siyasi çözüm bulunması için diplomatik çabalarını sürdürüyor. Ancak Husiler'in bu tür askeri hamleleri, barış sürecini baltalıyor ve taraflar arasındaki güveni daha da zedeliyor. Öte yandan, İran'ın bölgedeki nüfuzunu artırma çabaları, Yemen dosyasının büyük güç rekabetinin bir parçası olduğunu gösteriyor. Husilere verilen askeri destek, İran'ın, Suudi Arabistan ve onun müttefiklerine karşı bir koz olarak kullanabileceği bir potansiyele sahip. Bu durum, Yemen'i sadece iç savaş değil, aynı zamanda bölgesel bir vekalet savaşının da önemli bir cephesi haline getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki bu çatışmalı ortam, Türkiye'nin bölgesel istikrarı önceliklendiren dış politikası açısından yakından takip edilmelidir. Türkiye, Birleşmiş Milletler nezdinde Yemen'in toprak bütünlüğünü desteklemekte ve siyasi çözüm çağrısında bulunmaktadır. Husilerin saldırgan tutumu, Kızıldeniz'deki ticari güvenliği tehdit edebileceğinden, Türkiye'nin enerji ve ticaret hatlarına da yansıyabilir. Özellikle Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimleri, tansiyonun düşürülmesi ve diyalog ortamının korunması açısından önem taşıyor. Ancak çatışmaların sürmesi, göç dalgalarını ve terör örgütlerinin güçlenmesini tetikleyebilir; bu da Türkiye'nin sınır ötesi güvenliğini etkileyebilir. Bu nedenle Ankara'nın, Yemen'deki gelişmelere karşı duyarlılığını sürdürmesi ve bölgesel barışa katkı sağlayacak her türlü girişimi desteklemesi beklenir.