Yemen'in İran destekli Husi güçleri, 7 Ağustos Cuma günü Marib kentindeki yerinden edilmiş kişi kamplarına ve yerleşim bölgelerine balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla saldırı düzenledi. Ülkenin resmi haber ajansı SABA'nın yerel yetkililere dayandırdığı habere göre, saldırılarda iki kişi hayatını kaybetti, 14 kişi yaralandı. Bu saldırı, Birleşmiş Milletler'in (BM) Yemen'deki çatışmanın daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşebileceği uyarısında bulunduğu bir dönemde geldi. Marib, Yemen hükümetinin son kalesi olarak görülüyor ve stratejik önemi nedeniyle çatışmaların odağında yer alıyor.
Marib'e yönelik saldırıların arka planı
Marib, Yemen'in kuzeydoğusunda yer alan ve ülkenin en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerine ev sahipliği yapan bir şehir. Husi isyancılar, 2014 yılında başkent Sana'yı ele geçirdikten sonra ülkenin büyük bölümünü kontrol altına almıştı. Ancak Marib, hükümet güçlerinin ve onlara destek veren Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun elinde bulunuyor. Son aylarda Husi güçleri, Marib'i ele geçirmek için yoğun bir askeri harekat başlatmış durumda. Şehir, aynı zamanda yüz binlerce yerinden edilmiş Yemenli için bir sığınak işlevi görüyor; saldırıların hedef aldığı kamplarda siviller barınıyor.
BM İnsan Hakları Ofisi'nin verilerine göre, Mart ayından bu yana Marib'e düzenlenen saldırılarda en az 500 sivil hayatını kaybetti. Saldırılarda okullar, hastaneler ve pazarlar da hedef alındı. Yerel kaynaklar, Cuma günkü saldırının ardından bölgede arama-kurtarma çalışmalarının devam ettiğini ve ölü sayısının artabileceğini belirtiyor. Husi güçleri ise saldırının askeri bir hedefe yönelik olduğunu iddia etti; ancak BM, uluslararası insancıl hukukun ihlal edildiğini vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'deki çatışma, İran ile Suudi Arabistan arasındaki bölgesel rekabetin bir parçası olarak görülüyor. İran'ın Husilere askeri ve mali destek sağladığı biliniyor; Suudi Arabistan ise uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetini destekliyor. BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, son haftalarda yaptığı açıklamalarda çatışmanın tırmanmasının bölgesel bir savaşa yol açabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Grundberg, Marib'deki çatışmaların yanı sıra Kızıldeniz'deki gemi saldırılarının da endişe verici olduğunu belirtti.
ABD ve Avrupa Birliği, Yemen'de kalıcı bir ateşkes sağlanması için diplomatik çabalarını sürdürüyor. Ancak taraflar arasındaki güven eksikliği ve dış güçlerin müdahalesi, barış umutlarını azaltıyor. BM, Yemen'deki insani durumun dünyanın en kötü insani krizlerinden biri olduğunu vurguluyor; nüfusun büyük bir kısmı açlık ve hastalıklarla mücadele ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmanın bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve Kızıldeniz güvenliğini etkilediğini değerlendiriyor. Ankara, BM nezdinde yürütülen barış çabalarını desteklemekte ve taraflara diyalog çağrısı yapmaktadır. Türkiye'nin Katar'daki askeri üssü ve Somali'deki etkinliği, bölgede dengeleri gözeten bir politika izlemesini gerektiriyor. Marib'deki çatışmaların uzaması, Türkiye'nin enerji ticaretine ve Kızıldeniz'deki deniz güvenliğine dolaylı etkiler yaratabilir; bu nedenle Ankara, krizin barışçıl çözümü için uluslararası girişimleri yakından takip etmektedir.