İngiltere'de milyonlarca yetişkin ve çocuk, Ulusal Sağlık Hizmetleri'nin (NHS) ruh sağlığı bakımında yapmayı planladığı kesintiler nedeniyle daha uzun süre tedavi beklemek zorunda kalabilir. Yapılan özel bir ankete göre, NHS sağlayıcılarının üçte ikisinden fazlası ruh sağlığı hizmetlerinde kısıntıya gideceklerini belirtirken, katılımcıların yüzde 70'i hizmetlerin azaltılacağını veya kapatılacağını öngörüyor. Bu durum, zaten uzun olan bekleme listelerinin daha da uzamasına ve savunmasız grupların sağlık hizmetlerine erişiminde ciddi aksamalara yol açabilir.
Kesintilerin boyutu ve etkileri
Sağlık Vakfı tarafından yapılan araştırmaya göre, ruh sağlığı hizmeti sunan NHS kuruluşlarının yüzde 68'i önümüzdeki mali yılda bütçelerini kısmayı planlıyor. Ankete katılan yöneticilerin yarısından fazlası iş kaybı beklerken, dörtte biri acil servislerin kapatılması da dahil olmak üzere ciddi hizmet kısıtlamaları öngörüyor. Uzmanlar, bu kesintilerin özellikle çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetleri (CAMHS) ile toplum temelli destek birimlerini vuracağını, bunun da intihar vakalarında ve akut krizlerde artışa neden olabileceğini belirtiyor.
Kesintilerin arka planında, COVID-19 salgını sonrası artan ruh sağlığı sorunlarına rağmen hükümetin sağlık bütçesine yaptığı ek ödemelerin yetersiz kalması ve enflasyonun maliyetleri artırması yatıyor. NHS konfederasyonu, ruh sağlığı hizmetlerinin finansmanının 'kırılma noktasında' olduğunu ve hükümetin acil ek kaynak sağlamaması halinde sistemin çökebileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı açıklamada, ruh sağlığına yapılan yatırımların arttığı savunulsa da, sahadaki veriler bu iddiayı desteklemiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu durum yalnızca İngiltere'ye özgü değil; küresel çapta birçok ülke, artan ruh sağlığı ihtiyacına karşın bütçe kısıtlarıyla mücadele ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), pandemi sonrası ruh sağlığı sorunlarının yaygınlaştığını ancak ülkelerin bu alana ayırdıkları kaynakların ortalama olarak sağlık bütçelerinin yalnızca yüzde 2'sini oluşturduğunu vurguluyor. İngiltere'deki bu kesinti kararları, özellikle gelişmiş ülkelerde sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği konusundaki endişeleri artırıyor. Ayrıca, ruh sağlığı hizmetlerindeki aksaklıkların iş gücü verimliliğini düşürerek ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediği biliniyor; bu da konuyu yalnızca sağlık değil aynı zamanda ekonomik bir mesele haline getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki bu gelişme, Türkiye'deki ruh sağlığı politikaları için önemli bir ders niteliği taşıyor. Türkiye'de de benzer şekilde ruh sağlığı hizmetlerine ayrılan kaynakların yetersizliği ve uzun bekleme süreleri sorunu yaşanıyor. Ancak Türkiye'nin sağlık sistemi, İngiltere'nin merkezi NHS modelinden farklı olarak daha çok kamu-özel karma yapıya dayanıyor. Yine de, küresel anlamda ruh sağlığına yapılan yatırımların artırılması gerektiği açık. Bu tablo, Türk hükümetinin ruh sağlığı alanında daha kapsayıcı ve erişilebilir hizmet politikaları geliştirmesi gerektiğini ortaya koyuyor; özellikle deprem gibi travmatik olayların ardından bu hizmetlerin önemi daha da belirginleşiyor.