Uluslararası hukukçulardan oluşan geniş bir koalisyon, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) yönelik artan siyasi baskılar ve tehditler karşısında mahkemeyi korumak amacıyla kapsamlı bir kampanya başlattı. "UCM'yi Savun" (Defend the ICC) adlı girişim, dünyanın dört bir yanından hukuk profesyonellerini bir araya getirerek mahkemenin bağımsızlığını ve tarafsızlığını güvence altına almayı hedefliyor. Kampanyanın odak noktası, özellikle İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin soruşturmalar kapsamında UCM'ye ve yargıçlarına yönelik artan baskılar.
Gelişmenin arka planı
UCM Başsavcısı Kerim Han, geçtiğimiz ay İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yoav Gallant ve üç Hamas lideri hakkında, 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana devam eden çatışmalarda savaş suçu ve insanlığa karşı suç işledikleri gerekçesiyle tutuklama emri çıkarılması talebinde bulunmuştu. Bu hamle, uluslararası toplumda büyük yankı uyandırırken, ABD'den Avrupa'ya birçok ülkeden farklı tepkiler geldi. Kampanya, bu tür girişimlerin mahkemenin çalışmalarını engellemeye yönelik bir tehdit olduğunu ve UCM'nin cezasızlıkla mücadele misyonunu zedelediğini vurguluyor.
Koalisyonun kurucuları arasında eski UCM yargıçları, uluslararası ceza hukuku uzmanları ve insan hakları avukatları yer alıyor. Kampanya kapsamında, UCM'nin yetkilerine saygı gösterilmesi çağrısı yapılırken, özellikle ABD'nin mahkeme personeline yönelik yaptırım tehditlerine dikkat çekiliyor. Kampanya, mahkemenin siyasi baskı altında kalmadan bağımsız bir şekilde yargılama yapabilmesi için uluslararası topluma destek çağrısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
UCM'ye yönelik bu kampanya, özellikle Orta Doğu'da büyük yankı buldu. Filistin yönetimi, mahkemenin soruşturmasını memnuniyetle karşılarken, İsrail ise UCM'yi taraflı olmakla suçluyor. Kampanya, sadece hukukçuların değil, sivil toplum örgütlerinin ve akademisyenlerin de desteğini alarak küresel bir boyut kazandı. Aynı zamanda, Ukrayna-Rusya savaşı gibi diğer uluslararası çatışmalarda da benzer şekilde baskı altında olan UCM'nin varlığını sürdürebilmesi için kritik bir öneme sahip.
UCM, kurulduğu 2002 yılından bu yana birçok davada tartışmaların odağı oldu. Afrikalı liderlere yönelik soruşturmaları nedeniyle "sömürgeci" olmakla eleştirilirken, Batılı güçlerin eylemlerine karşı yeterince sert davranmadığı yönünde suçlamalarla karşı karşıya. Bu kampanya, mahkemenin evrensel adalet ilkesi doğrultusunda tüm devletlere eşit mesafede durması gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin uluslararası hukuka ve adalet mekanizmalarına verdiği destek bağlamında önem taşıyor. Türkiye, UCM'ye taraf olmasa da, Filistin davasında mahkemenin soruşturmasını desteklediğini ve uluslararası hukukun üstünlüğünü savunduğunu belirtmiştir. Kampanya, Türkiye'nin çatışma bölgelerindeki insani hukuk ihlallerine karşı tutumuyla örtüşmektedir. Ankara, UCM'nin bağımsız kalmasının bölgesel istikrar için kritik olduğunu düşünmektedir. Özellikle İsrail-Filistin çatışmasında mahkemenin alacağı kararlar, Türkiye'nin bölgesel politikalarını ve insani girişimlerini dolaylı olarak etkileyebilir.