Suriye'nin yeni yönetiminin lideri Ahmed eş-Şaraa, Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) komutanı Mazlum Abdi'yi danışman olarak atadı. Bu atama, SDG'nin dağıldığını ve Suriye ordusuna entegre olduğunu ilan etmesinden sadece günler sonra geldi. Washington yönetimi, bu adımı 'gerçek entegrasyon' olarak nitelendirdi.
Gelişmenin arka planı
SDG, Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana on yılı aşkın bir süredir ülkenin kuzeydoğusunda yarı özerk bir yapı olarak varlığını sürdürüyordu. ABD'nin askeri desteğini arkasına alan bu güç, özellikle IŞİD'e karşı yürütülen mücadelede kilit rol oynamıştı. Ancak Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye'de yeni bir siyasi denklem oluştu ve bu denklemde SDG'nin geleceği belirsizliğini koruyordu.
Geçtiğimiz günlerde Mazlum Abdi, SDG'nin dağıldığını ve kuvvetlerinin Suriye ordusuna katıldığını açıkladı. Bu açıklama, Suriye'nin toprak bütünlüğünün sağlanması yönünde atılmış tarihi bir adım olarak yorumlandı. Abdi'nin danışman olarak atanması ise, yeni yönetimin Kürtlerle uzlaşma ve ulusal birliği güçlendirme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bu gelişmenin Suriye'nin istikrarına katkı sağlayacağı ve ABD'nin desteklediği 'gerçek entegrasyon' sürecinin önemli bir adımı olduğu belirtildi. Açıklamada, tüm Suriyeli grupların kapsayıcı bir siyasi sürece dahil edilmesi gerektiği vurgulandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Suriye'deki güç dengelerini derinden etkileyecek nitelikte. On yılı aşkın bir süredir ülkenin kuzeydoğusunda kontrol sağlayan SDG'nin orduya entegrasyonu, Şam yönetiminin otoritesini tüm ülke genelinde tesis etme yolunda önemli bir kilometre taşı. Aynı zamanda, bölgedeki diğer aktörlerin de tepkisini çekebilecek bir hamle.
Türkiye, uzun süredir SDG'yi PKK'nın Suriye kolu olarak görüyor ve bu yapının varlığına karşı çıkıyordu. Ankara'nın bu entegrasyon sürecine nasıl yaklaşacağı merak konusu. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunurken, güvenlik kaygıları nedeniyle sınır ötesi operasyonlar da düzenlemişti. Şam'ın kontrolü ele alması ve PKK unsurlarının etkisiz hale getirilmesi, Türkiye'nin öncelikli talepleri arasında yer alıyor.
Öte yandan, ABD'nin Suriye'deki askeri varlığının geleceği de bu gelişmelerle birlikte yeniden tartışılmaya başlandı. Washington, SDG'ye sağladığı desteği sürdürüp sürdürmeyeceği veya bu desteğin kapsamını değiştirip değiştirmeyeceği konusunda yeni bir değerlendirme sürecine girebilir. Suriye'nin kuzeydoğusundaki petrol sahalarının kontrolü ve buradan elde edilen gelirlerin paylaşımı da önümüzdeki dönemde önemli bir pazarlık konusu olacak.
Rusya ve İran'ın da sürece dahil olduğu göz önüne alındığında, Suriye'deki bu yeni dönem, bölgesel ve küresel güç mücadelelerinin yeniden şekillenmesine yol açabilir. Şam'ın SDG'yi kazanması, bu ülkelerin Suriye'deki nüfuzunu pekiştirebilir ve batılı güçlerin bölgedeki rolünü yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye için bu gelişme, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve güvenliği açısından kritik bir dönüm noktasıdır. Ankara, SDG'nin PKK ile bağlantısı nedeniyle bu yapının varlığına karşı çıkıyor ve sınır güvenliğine tehdit olarak görüyordu. SDG'nin orduya entegrasyonu, Türkiye'nin uzun süredir dile getirdiği bu kaygıların giderilmesine yönelik bir adım olarak değerlendirilebilir. Ancak entegrasyon sürecinin nasıl uygulanacağı, PKK unsurlarının etkisiz hale getirilip getirilmeyeceği ve bu süreçte Ankara'nın görüşlerinin ne ölçüde dikkate alınacağı belirsizliğini koruyor. Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyindeki gelişmeleri yakından takip etmesi ve ulusal güvenlik çıkarlarını korumaya yönelik politikalarını sürdürmesi bekleniyor.