BBC muhabiri Lucy Williamson, işgal altındaki Batı Şeria'da son bir hafta boyunca İsrail yerleşimcilerinin Filistinlilere yönelik saldırılarını belgeledi. Olaylar, bölgedeki tansiyonun tehlikeli bir şekilde yükseldiğini ve uluslararası toplumun bu şiddeti görmezden geldiğini ortaya koyuyor. İsrail hükümetinin yerleşimcilere verdiği destek ve Filistin güvenlik güçlerinin kısıtlı hareket alanı, saldırıların önlenmesini daha da zorlaştırıyor.
Batı Şeria'da artan yerleşimci saldırıları
Batı Şeria'nın kuzeyindeki Nablus ve Jenin bölgeleri, son haftalarda yerleşimci şiddetinin en yoğun yaşandığı yerlerin başında geliyor. BBC ekibi, yalnızca geçtiğimiz yedi gün içinde en az 12 ayrı saldırı vakası kaydetti. Bu saldırılar; zeytin ağaçlarının kesilmesi, evlere ve araçlara taş atılması, çobanlara ve çiftçilere yönelik fiziksel müdahaleler şeklinde gerçekleşiyor. Uluslararası insan hakları örgütleri, bu tür saldırıların 7 Ekim'den bu yana keskin bir artış gösterdiğini ve yerleşimcilerin silahlı gruplar halinde köylere baskın düzenlediklerini raporluyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin verilerine göre, 2023 sonundan bu yana en az 30 Filistinli, yerleşimci saldırılarında hayatını kaybetti. Olayların büyük bölümü, İsrail ordusunun gözü önünde gerçekleşiyor ve çoğu zaman etkili bir müdahale yapılmıyor.
Bir yerleşimci, BBC muhabirine verdiği demeçte, "Biz bu toprakların sahibiyiz; burası Tanrı'nın bize vaat ettiği toprak" diyerek saldırıları meşrulaştırmaya çalışıyor. Filistin tarafındaysa köylüler, yaşadıkları dehşeti anlatırken çoğu zaman ellerinde kalan tek şeyin tarlaları olduğunu, ancak bunlara bile erişimin engellendiğini söylüyor. BBC'ye konuşan bir Filistinli çiftçi, "Sabah kalktığımızda ağaçlarımızı kesilmiş, su tanklarımızı delinmiş buluyoruz. Polise gidiyoruz, sesimizi duyan yok" ifadelerini kullandı. Bu durum, bölgede yaşayan Filistinliler arasında derin bir güvensizlik ve çaresizlik yaratıyor.
Uluslararası toplumun sessizliği ve bölgesel riskler
İsrail yerleşimci şiddeti, yalnızca bir insan hakları sorunu değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı tehdit eden bir faktör olarak öne çıkıyor. Uluslararası toplum, İsrail'in yerleşim politikalarını defalarca kınamış olsa da, bu kınamalar etkili bir yaptırıma dönüşmüyor. ABD, İsrail'e sağladığı askeri ve diplomatik destekle yerleşimci şiddetinin dolaylı olarak sürmesine katkıda bulunduğu eleştirileriyle karşı karşıya. Avrupa Birliği ise bu konuda daha net bir duruş sergileyerek bazı yerleşimci gruplara yaptırım uygulanması çağrısında bulunuyor.
Bölgesel boyutta, yerleşimci saldırılarının artması, Filistin yönetiminin zaten zayıf olan otoritesini daha da sarsıyor. Filistin güvenlik güçleri, İsrail askerlerinin ve yerleşimcilerin yoğun olduğu bölgelerde etkili olamıyor. Bu durum, Hamas ve diğer silahlı grupların halk arasındaki desteğini artırabilir. Nitekim Filistinli kaynaklar, yerleşimci şiddetine karşı koymak için bazı grupların direniş çağrıları yaptığını ve bu çağrıların Batı Şeria'da giderek daha fazla karşılık bulduğunu belirtiyor. Gözlemciler, bu dinamiğin bir çatışma sarmalına yol açabileceği ve tüm bölgeyi etkileyecek bir alevlenmeye neden olabileceği konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından kritik bir öneme sahip. Türkiye, Filistin davasının uluslararası alanda güçlü bir savunucusu olarak yerleşimci şiddetine karşı çıkıyor ve İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden politikalarını kınıyor. Türkiye'nin ilgisi, yalnızca insani boyutta değil, bölgesel istikrar temelinde de şekilleniyor. Batı Şeria'daki tırmanış, Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel aktörlerin arabuluculuk çabalarını zayıflatabilir. Ayrıca, Türkiye kamuoyunda Filistin halkına yönelik güçlü bir empati olduğu düşünülürse, Ankara'nın bu konuda daha aktif bir diplomasi yürütmesi beklenebilir. Türkiye'nin İsrail ile ilişkileri son dönemde normalleşme sinyalleri verse de, yerleşimci şiddetinin artması bu süreci olumsuz etkileyebilir. Ankara, Filistin topraklarının korunmasını ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesini destekleyen tutumunu sürdürmeye kararlı görünüyor.