İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun liderliğindeki Likud Partisi, Cuma günü aşırı sağcı bir kabine üyesini, başka bir aşırı milliyetçi grupla ortak seçim listesinde yer almayı reddettiği için sert bir dille eleştirdi. Parti yetkilileri, oy bölünmesinin yaklaşan seçimlerde koalisyonun çökmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Bu gelişme, İsrail siyasetinde sağ kanadın birlik sağlama çabalarının önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.
Likud'un Uyarıları ve Aşırı Sağın Direnci
Likud sözcüsü yaptığı açıklamada, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in birleşik bir sağ kanat listesi oluşturma yönündeki tüm çağrılara rağmen, partisi Otzma Yehudit'in (Yahudi Gücü) ayrı liste ile seçime gitme kararının kabul edilemez olduğunu belirtti. Sözcü, "Bölünmüş bir sağ, solun ve merkezin işine yarar. Bu, Netanyahu'nun başbakanlığını ve koalisyonun devamlılığını tehlikeye atar" ifadelerini kullandı. Ben-Gvir ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, partisinin bağımsız kimliğini koruyacağını ve hiçbir siyasi çıkar için ilkelerinden ödün vermeyeceğini söyledi.
İsrail'de erken seçimlerin 2026 yılında yapılması bekleniyor ancak koalisyon ortakları arasındaki anlaşmazlıklar, hükümetin erken dağılma ihtimalini gündeme getiriyor. Netanyahu'nun danışmanları, son haftalarda Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonizm Partisi'ni ortak bir çatı altında birleştirmek için yoğun çaba harcıyordu. Ancak Ben-Gvir'in, Smotrich ile geçmişte yaşanan kişisel ve ideolojik anlaşmazlıklar nedeniyle bu birleşmeye sıcak bakmadığı biliniyor.
Siyasi analistlere göre, sağ kanadın bölünmesi halinde Netanyahu'nun 61 sandalyelik koalisyonunu koruması zorlaşacak. Anketler, Ben-Gvir'in partisinin yüzde 8-9 oy alabileceğini, Smotrich'in partisinin ise yüzde 6-7 seviyesinde kaldığını gösteriyor. Bu iki partinin ayrı ayrı seçime girmesi durumunda, toplam oylarının yüzde 15'i geçmesine rağmen, seçim barajını aşamamaları halinde mecliste temsil edilememe riskleri bulunuyor. Bu durumda sağ blok, Knesset'te çoğunluğu kaybedebilir.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
İsrail'deki bu siyasi belirsizlik, yalnızca iç politikayı değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri de etkileme potansiyeline sahip. Netanyahu hükümeti, Batı Şeria'daki yerleşim politikaları, İran'a yönelik sert tutum ve Filistin yönetimiyle ilişkiler konusunda aşırı sağın baskısı altında. Ben-Gvir'in koalisyondan ayrılması veya hükümetin düşmesi, bu politikaların devamlılığını riske atabilir.
Uzmanlar, İsrail'deki iç siyasi krizin, bölgedeki barış sürecini olumsuz etkileyebileceğini ve ABD ile ilişkilerde yeni gerilimlere yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle Suudi Arabistan ile normalleşme müzakereleri sürerken, istikrarsız bir İsrail hükümeti, bu süreci yavaşlatabilir. Ayrıca, Gazze'deki insani kriz ve İran'ın nükleer programı gibi dosyalar, İsrail'in iç siyasi çalkantısından doğrudan etkilenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından yakından izlenmesi gereken bir nitelik taşıyor. İsrail'deki siyasi istikrarsızlık, Doğu Akdeniz'deki enerji iş birliği, Filistin meselesi ve bölgesel güvenlik dinamiklerini etkileyebilir. Ankara, İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atmış olsa da, aşırı sağın güçlenmesi veya koalisyonun dağılması, bu süreci sekteye uğratabilir. Türkiye'nin, bölgedeki gelişmeleri dikkatle takip etmesi ve olası senaryolara karşı hazırlıklı olması önem taşıyor. Ayrıca, İsrail'deki siyasi kriz, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin arka planını da doğrudan ilgilendiriyor.