İsrail'de on yıllardır askerlik hizmetinden muaf tutulan Ultra-Ortodoks (Haredi) Yahudiler, orduda görev yapmayı reddedenlerin tutuklanması ve zorunlu askerlik karşıtı kitlesel protestolarla ülke gündemine oturdu. Tel Aviv'den Kudüs'e uzanan ana arterlerde yolları trafiğe kapatan binlerce Haredi genci, polisle arbede yaşarken, askere alınmayı kabul eden küçük bir grup ise toplum içinde tepki çekiyor. Bu gelişme, İsrail'in güvenlik yapısında tarihi bir kırılma noktası olarak yorumlanıyor.
Askerlik Muafiyetinin Tarihsel Arka Planı
İsrail'in kuruluşundan bu yana, Ultra-Ortodoks Yahudiler dini eğitimlerine devam etmeleri koşuluyla askerlikten muaf tutuluyor. Ancak bu muafiyet, ülke nüfusunun yaklaşık %13'ünü oluşturan Haredi toplumunun büyümesiyle giderek daha fazla sorgulanmaya başlandı. Laik ve dindar olmayan Yahudiler, bu ayrıcalığın adaletsiz olduğunu savunurken, yüksek mahkeme muafiyetin yasal dayanağını sorgulayan kararlar aldı. Geçtiğimiz yıl çıkarılan yeni düzenlemeyle, Haredi gençlerinin askere alınması için kotalar belirlendi ve bu durum toplum içinde büyük bir gerilime neden oldu.
Protestoların fitilini ateşleyen olay, askere gitmeyi reddeden 20 Haredi gencinin gözaltına alınmasıydı. Ardından ülke genelinde birçok noktada yolları kapatan göstericiler, "Tevrat bizi korur" sloganlarıyla dini eğitimin askerlikten daha önemli olduğunu vurguladı. Polis, bazı göstericilere müdahale ederken, olaylarda çok sayıda yaralanma yaşandı. Öte yandan, "Haredi Askerleri" adlı bir grup, dini vecibelerini yerine getirirken vatan savunmasına katkıda bulunmanın mümkün olduğunu belirterek, toplumda farklı bir ses oluşturuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu çatışma, İsrail'in iç siyasetinde derin bir ayrışmanın ötesinde, ülkenin ulusal güvenlik stratejisini de etkiliyor. İsrail ordusu, uzun vadede Haredi toplumunun askere katılımını artırmayı hedeflerken, bu durum Filistin topraklarında yaşanan çatışmalarda askeri yükün paylaşılması açısından kritik. Özellikle Gazze Şeridi'nde devam eden operasyonlar ve Batı Şeria'da artan gerilim, İsrail'in insan kaynağı ihtiyacını daha da belirgin hale getiriyor. Haredi toplumunun askerlikten muafiyeti, laik kesim tarafından "eşit yük paylaşımı" talebiyle sürekli gündeme getiriliyor. Küresel boyutta ise, İsrail'deki dini grupların siyasi nüfuzu ve bu grupların orduya katılımı, uluslararası medyada sıklıkla tartışılan bir konu haline gelmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki Ultra-Ortodoks askerlik krizi, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da bölgesel istikrar açısından önemli bir gelişmedir. İsrail'in iç politikasındaki bu tür kutuplaşmalar, özellikle askeri kapasite ve karar alma süreçlerini etkileyebilir. Türkiye, İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atarken, İsrail'in iç dinamiklerindeki değişimler iki ülke ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, İsrail ordusundaki bu tür ayrışmalar, bölgedeki güç dengeleri ve Filistin meselesinde tarafların tutumları üzerinde belirleyici olabilir. Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek göz önüne alındığında, İsrail'in askeri yapısındaki bu tür gelişmeler Ankara tarafından yakından izlenmektedir.