İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, işgal altındaki Filistin topraklarında ve İsrail'in kuzeyindeki Celile ile güneyindeki Negev bölgelerinde Yahudi yerleşimini artırmayı hedefleyen kapsamlı bir plan açıkladı. Smotrich'in 'Yahudileştirme' olarak nitelendirilen planı, bu bölgelerdeki Filistinli ve Arap nüfusun varlığını azaltmayı amaçlıyor. Plan, İsrail hükümetinin aşırı sağcı kanadının demografik mühendislik girişimi olarak değerlendiriliyor ve uluslararası toplumun yanı sıra Filistinli yetkililerden de sert tepki çekiyor.
Gelişmenin arka planı
Smotrich, planını Kudüs'te düzenlenen bir konferansta açıkladı. Konuşmasında, Negev ve Celile'deki 'Yahudi nüfus yoğunluğunu artırmanın' ulusal bir öncelik olduğunu savundu. Bu açıklama, İsrail'in 1948'deki kuruluşundan bu yana Filistinlilerin topraklarından sürülmesi ve yerleşimci hareketinin genişlemesi bağlamında yeni bir adım olarak görülüyor. Plan kapsamında, 2025 yılına kadar bu bölgelere on binlerce yeni Yahudi yerleşimcinin taşınmasının hedeflendiği belirtiliyor. Ayrıca, bölgedeki Filistin köylerinin inşaat izinlerinin kısıtlanması ve yıkım kararlarının hızlandırılması gibi uygulamalar da yer alıyor.
İsrail hükümeti uzun süredir Negev'deki Bedevi topluluklarını 'tanınmayan köyler' olarak nitelendirip zorla yerinden etmeye çalışıyor. Smotrich'in planı, bu politikayı daha da ileri götürerek bölgenin demografik yapısını kalıcı olarak değiştirmeyi amaçlıyor. Celile'de ise Arap nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelerde Yahudi yerleşimini artırmak için yeni yerleşim birimleri kurulması öngörülüyor. Bu adımlar, İsrail'in uluslararası hukuka aykırı olarak toprak ilhakı ve nüfus mühendisliği politikalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve uluslararası tepkiler
Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas'ın sözcüsü, Smotrich'in planını 'savaş ilanı' olarak nitelendirdi ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. Hamas ise yaptığı açıklamada, bu planın 'işgalci devletin demografik değişim girişimlerinin bir parçası' olduğunu belirterek, direnişin devam edeceğini vurguladı. Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, planı 'tehlikeli bir tırmanış' olarak değerlendirdi ve İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini ifade etti.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 'İsrail'in bu tür tek taraflı adımları iki devletli çözümü imkansız hale getiriyor' dedi. Birleşmiş Milletler ise, İsrail'in yerleşim politikalarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu hatırlatarak, tarafları gerilimi artıracak adımlardan kaçınmaya çağırdı. ABD yönetimi ise şu ana kadar plana ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. Ancak uzmanlar, Washington'un İsrail'in aşırı sağcı hükümetine karşı tutumunun, bölgedeki barış sürecini daha da karmaşık hale getireceğini belirtiyor.
İsrail'deki muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleri de Smotrich'in planına karşı çıkıyor. İsrail İnsan Hakları Örgütü B'Tselem, planın 'bir tür etnik temizlik' olduğunu ve uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu açıkladı. Ayrıca, bazı İsrailli analistler, bu planın İsrail'in iç güvenliğini tehdit edebileceği ve bölgedeki Arap topluluklarıyla çatışmayı derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in bu tür tek taraflı adımlarını daha önce de kınayarak, iki devletli çözüm ilkesine bağlılığını vurgulamıştır. Smotrich'in planı, bölgede kalıcı barışı zedeleyen ve Filistinlilerin yaşam alanlarını daraltan bir gelişme olarak Türk dış politikasının gündeminde yer alacaktır. Ankara'nın, Filistin davasına destek veren tutumu doğrultusunda bu tür adımları kınaması ve uluslararası platformlarda gündeme getirmesi beklenebilir. Ayrıca, İsrail'in aşırı sağcı hükümetinin izlediği bu politikalar, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerilim kaynağı oluşturabilir; ancak bölgesel istikrar açısından her iki ülkenin de diyalog kanallarını açık tutması önem arz etmektedir.